Müslüman Türk toplumu için zaman, tarih boyunca sadece geçen bir süre değil; emanet, hesap ve sorumluluk bilinciyle anlamlandırılmıştır. Ömür, rastgele harcanacak bir anlar toplamı değil; yaşanarak imtihan edilen kutsal bir süreçtir. Ancak bugün yeni yıl, bu kadim zaman anlayışının tam kar
Bu makale, COVID-19 pandemisinin küresel sistem üzerindeki kalıcı etkilerini çok boyutlu bir perspektiften ele almakta ve pandemi sonrası ortaya çıkan yeni dünya düzeninin toplumsal, ekonomik ve jeopolitik dinamiklerini analiz etmektedir.
Uluslararası ilişkiler disiplini uzun yıllar boyunca güç, güvenlik ve çıkar odaklı yaklaşımlar etrafında şekillenmiştir. Ancak küresel krizlerin giderek derinleştiği günümüzde, bu geleneksel paradigmanın yetersiz kaldığı görülmektedir.
Modernizmle Gelen Sosyal Çürüme Modernleşme süreci, 18. yüzyıl sonlarından itibaren Batı’da ve sonrasında dünya çapında hızlı değişimlere yol açtı. Modernizm, bilgiye, bilimsel ilerlemeye ve bireysel özgürlüğe vurgu yapan düşünce ve kültür hareketlerini kapsar.
İklim yasası, kâğıt üzerinde çevreyi koruma amacı taşıyan bir yasal düzenleme gibi görünse de, gerçekte küresel sermaye yapılarının ve ideolojik odakların dayattığı bir baskı aracıdır. Bu yasa, ne çevreyi gerçekten korumakta ne de toplumun faydasını gözetmektedir. Aksine, ekonomik bağımsızlığı zedeleyen, milli egemenliği hiçe sayan ve sosyal adaleti derinleştiren bir sürecin meşrulaştırılmasıdır.
Bir meslek yasası; belirli bir alanda çalışan profesyonellerin görev tanımlarını, çalışma koşullarını, etik ilkelerini ve haklarını tanımlayan hukuki bir düzenlemedir. Hâlihazırda doktorlar, mühendisler, gibi birçok meslek grubu bu yasal güvenceye sahiptir. Ancak sosyologlar için böyle bir düzenleme olmaması şu sonuçları doğurmaktadır:
Küreselleşme ile Beraber Kaybedilen Değerler