Sosyolog Dergisi Bir DUSODER Yayınıdır

Kapatmak için ESC Tuşuna Basın

TOPLUMSAL DİNAMİZM-NE BAĞDAT ESKİ DİYAR NE DE ANALAR GAYRİ YÂR / ZAFER CEBECİ

NE BAĞDAT O DİYAR, NE DE ANALAR GAYRİ YÂR

Sevgili Dostlarım

Papatyaların yemyeşil kırları bembeyaz inci deryası gibi süslediği Mayıs ayına saatler kala, SosyoLOG derginiz elinizdeyken verdiğiniz kahve molalarınıza eşlik etmeye geldim ben yine.

Bilirsiniz, söz konusu aile olunca zaman durur fakirin narin sinesinde. Hani hep “dişi kuşun yaptığı” söylenen o yuvadır, şefkat dolu sevgi meyvelerinin; çocuklarımızın geleceğe dair umutlarımızın olgunlaştığı bahçe. Aile Bahçesi. Ve tabii ki hayat… Annelik mefhumunun karşı konulamaz üstünlüğü karşısında ulaşılabilecek en kıymetli menzil olan cennetin bile ayaklarına serildiği o yüce ayrıcalık. 

Annelerimizi çok sevelim dostlar. Anne demek hayat demek, merhamet demek, marifet demek, büyük; ama öyle böyle değil çok çoook büyük bir nimet demek. 

Hatta Anne demek, yılın bir günü değil her günü sevilecek, her günü hatırlanacak olan demek, hatta her insanın doğduğunda kesilen göbek bağının aksine kalpten kalbe giden yolda çelik halattan daha güçlü ama çok yumuşak ve bir o kadar sevgisel bir bağlılık hayat boyu sürecek bir dua demek.

Annelerimizi koruyalım dostlar, bazen sevdiklerimizden, bazen sevenlerimizden, bazen pandemiden. Anneler Günü diye kutlanan bir gün değil, nefes aldığımız müddetçe canından kopan can olduğumuz o eli öpülesi analarımızı incitmeyelim. Babalarımızı ise hiç ama hiç unutmayalım.   

Bundan 8 yıl önce bir Babalar Günü nde, babasını kaybetmiş biri olarak yitirdikten sonra kıymet vermek yerine, yakınımızda yanımızda elimizin üstünde sırtımızda sıvazlayan elleri var iken onları hoş tutalım hoş edelim, sözlerini buyruk bilip asla ikiletmeyelim. 

Lafın sırası gelmişken, materyalist ve pozitivist yaklaşımlar, yılın günlerini post-modern tüketim toplumunu manipüle etmek amacıyla alışveriş çılgınlıklarına temlik ederken, metafiziğe reddiye bağlamında algılamayı yadsıdıkları ölçülemez annelik duygusunun kıymeti karşısında her zaman olduğu gibi acziyet içerisinde olmaya mahkumdurlar. Adına hangi –izm derseniz deyiniz, ilahi buyruklar karşısında kıymeti harbiyeleri olmadı ve asla da olamayacak. 

Her yıl Mayıs ayında kutlanılan (?) Annelikten ziyade tüketim ve piyasa argümanı olarak var edilen sun’i bir “Anneler Günü” yerine, her günümüzü, bizleri canından besleyip büyüten, üzerimize titreyen Annelerimizin günü olarak ilan etmeye, yaşamaya yaşatmaya ve farkındalık oluşturmaya, çevremize de bunu aşılayıp anlatmaya var mısınız ? 

Bir çiçekle olmayan baharın müjdecisi yine o çiçektir. 

O halde, hesap gününün yegâne sahibi olan Allah Azze ve Celle Yüce Kitabında hem anne hem de baba için evladın sorumluluğuna dair 

“… felâ tekul lehumâ uffin velâ tenherhumâ vekul lehumâ kavlen kerîmâ (n)…”   
“Onlara “öf” bile deme, ve onları azarlama, onlara güzel söz söyle!”   
[İSRA Suresi 23.Ayet]  

Buyururken ne kadar ehem mühim bir yük altında olduğumuzu bizlere işaret etmekte ve peşinen ikaz etmekte değil midir ? 

Umulur ki akledenlerden olalım dostlar.

Sevgi ve Muhabbetle…

 

(İstanbul, 1 Mayıs 2021)

*Zafer Cebeci 

Eğitimci Sosyolog-SMMM  

 

Dergiler