Bu yazımda, zamanla bazı geleneksel değerlerimizi, değişen toplumsal yapıyla birlikte yitirdiğimizi, üzülerek vurgulamaya çalıştım.
Toprak mülkiyetiyle başlayan, üretim araçlarıyla ve ateşli silahlarla derinleşen otoriterleşme dijital çağda zihinlerin kontrolüyle yeni bir evreye ulaşmıştır. Artık işgaller, toprak ve beden merkezli klasik formundan, zihinlerin dijital ağlar üzerinden kuşatılmasına dayanan yeni savaş formu, fiziksel zorunluluğu minimize ederken, zihinsel kuşatmayı maksimize etmektedir.
Bu makalemizde sert olan bu küresel dünyadaTürkiyenin asıl gücü nerede ve çok kutuplu Dünyada mecburi bir denge politikası
Bugünlerin sıcak bir konusu olan, bir bayan öğretmenimizin öğrencisi tarafından katledilmesiyle ilgili olan konuyu işlemeye çalıştım.Okurların istifadelerine sunarım.
İsrail'in Gazze'ye saldırdığı, çok trajik konuların yaşandığı bir dönemde yazdığım bir şiirdi. Şiirimi istifadelerinize sunarım.
Ülkülerinden yoksun toplumlara teknoloji, zenginlik ya da makam yetmez; diriliş, ancak maneviyatla mümkün olacaktır. İnsanın kalbinde iman, aklında ilim, elinde emek varsa; çürüme değil, diriliş ilerleyiş başlar.
Kadın hayata emeğiyle imza atmadıkça; gelecek tayin etmek imkansızlaşır.
Çocuk suçluluğu bir aynadır; bize başarısız sosyal politikalarımızı ve terk ettiğimiz mahalleleri gösterir.Suçlu çocuğu canavar ilan ederek sorumluluktan kaçabilir miyiz? Toplumsal vicdanı ve çocuk adaletini yeniden düşünmeye bir davet.
Beğenilmek, Sevilmek ve Onaylanmak: İnsan Ruhunun Sessiz İhtiyacı