Sosyolog Dergisi Bir DUSODER Yayınıdır

Kapatmak için ESC Tuşuna Basın

SINANMAMIŞLIĞIN KİBRİ

  Bir kaç yerde okuduğum bu tabir beni oldukça düşündürdü. İnsan hayatı pek çok farklı yaşamdan ibaret. Herkesin gördüğü, yaşadığı, hayat şartları, başından geçenler birbiri ile aynı değil. Birinin altından kalkamayacağını düşündüğü durum bir başkası için şükür edeceği bir durum haline gelebilir. Yani herkesin karı kendi dağına göredir. Hiç bir dert bir başkasının derdi ile karşılaştırılıp yüzdelenemez. 
 Herkesin çevresinde şahit olduğu şeyi küçümseyen, '-o ne ki, -ben olsam şöyle yapardım' şeklinde yorum yapan, kendi aklından geçen çözüm cümlelerini muhatabının üzerine  boca eden insanlar vardır. Bunu yaparken de aslında yardımcı olduğunu ve iyi niyetle söylediğini dile getirir. Fakat empati yapmaktan yoksundur. Daha çok cümleleri kibir ve enaniyet içerir. İşte bu tabir tam da böyle bir durum için kullanılır. ''Sınanmamışlığın kibri.''
Bir kişinin bir başkası ile benzer şeyleri yaşaması dahi kişilerde aynı etkiyi bırakmazken, hiç yaşamayanın can sıkıcı tavsiyeleri durumu daha da zor hale getirir. 
Tarık tufan bu konu ile ilgili şöyle der; ' Sınanmadığınız bir acı üzerine konuşmak, her zaman kolaydır.' 
En basit olanı budur. Zor olanı ise empati kurup anlamaya çalışarak destek olmaktır. Tabi eğer konuşarak destek olmakta zorlanıyor ve ne söyleyeceğini bilemiyorsanız, pot kırmaktan korkuyorsanız,  yanında olduğunu hissettirerek susmak da iyi bir seçenektir.
Gelelim bu kibrin insanda oluşturacağı zorluğa. Bunun için de İsmet Özel çok güzel bir söz söylemiştir. Der ki; ' Allah insanı iddaasından vurur.' Yani aslında diyor ki; kınamadığını yaşamadan ölmezsin. 
O yüzden insanın ağzında çıkan her bir söz karşı tarafta ki etkisi ve kendine bakan kısmı ile çok önemlidir. Sosyal medyanın  bize verdiği rahatlık ile insanların hayatlarına çok fazla şahit oluyor ve çok kolayca eleştirebiliyoruz. Sadece bununla da kalmayıp bu eleştirileri bir de herkesin göreceği şekilde yorum olarak yazarak sabitliyoruz. Her ne kadar insanlar  hayatlarını gözler önüne serse de bizler ağzımızdan çıkan her sözden sorumluyuz. Bunun bilincinde olmak ve bu düstur da yaşamak çok önemli diye düşünüyorum. 
Konuyu özetleyen Hz. Mevlana'nın sözü ile yazıyı noktalamak isterim. 
'' Hiç kimse sınanmadığı bir günahın masumu değildir.'' Her bir söz farklı kelimeler ile oluşmuş olsa da iç içe geçmiş aynı manaları işaret ediyor. 
Bizlere yolumuzda ışık tutmaları dileğiyle.

                                                                                                                                                                                                                                                                      SEVGİLER 😊
 

Dergiler