Sosyolog Dergisi Bir DUSODER Yayınıdır

Kapatmak için ESC Tuşuna Basın

TÜRKİYE PERSPEKTİFİ: GÜCÜN SERTLEŞTİĞİ BİR DÜNYADA DENGE ARAYIŞI

TÜRKİYE PERSPEKTİFİ: GÜCÜN SERTLEŞTİĞİ BİR DÜNYADA DENGE ARAYIŞI  

Türkiye'nin temel konumu, uluslar arası ilişkiler literatüründe “ara güç” olarak tanımlanır. Ancak bu tanım eksiktir. Türkiye, aynı zamanda jeopolitik eşik ülkedir. Krizlerin çevresinde değil, tam kesişim noktasında durur. 

Hukukun Zayıflaması Türkiye'yi Neden Tedirgin Eder?

Uluslararası hukukun güçlüler tarafından açıkça ihlal edilmesi, Türkiye gibi ülkeler için soyut bir norm kaybı değil, somut bir güvenlik sorunudur. Çünkü hukuk zayıfladıkça coğrafya daha belirleyici hale gelir, askeri güç daha fazla konuşur ,emsal kavramı tehlikeli biçimde yayılır.Türkiye açısından mesele şudur: Hukukun askıya alındığı bir dünya, orta ölçekli ülkeler için daha öngörülemez ve daha risklidir.

NATO  Üyeliği Ve Sınırlı Tarafsızlık Türkiye, Nato üyesi olarak Batı güvenlik mimarisinin parçasıdır. Ancak son yıllarda izlenen politika, otomatik cepheleşme yerine kontrollü angajman çizgisindedir. Bunun nedeni ideolojik değil yapısaldır. Türkiye büyük güçler arası doğrudan çatışmadan kaçınmak ister. Cephe ülkesi haline gelmenin ekonomik ve toplumsal maliyetini bilir. Bu nedenle diplomasiye, arabuluculağa ve çok yönlü ilişkilere alan açar. 

Bu tavır,güçsüzlükle değil; hayatta kalma stratejisidir.

Çok Kutuplu Dünyada Mecburi Denge Politikası

ABD-Rusya-Çin Rekabetinin sertleştiği bir dünyada Türkiye'nin tek bir eksene yaslanması, kırılganlık Üretir. Bu yüzden Türkiye'nin izlediği denge politikası, tercih değil zorunludur. Bu denge: herkesle aynı anda iyi olmak değildir. Herkesle konuşulabilir kalmaktır. Kuralların zayıfladığı bir dünyada esneklik, en büyük savunmadır.

Savaş Değil, Sert Barış Düzeni

Türkiye için en olası gelecek senaryosu, küresel bir dünya savaşı değil, uzun süreli, sert ve gergin bir barış düzenidir. Bu düzende: Açık savaşlar sınırlı kalır, ekonomik, diplomatik ve vekâlet çatışmaları artar, belirsizlik kalıcı hale gelir. Türkiye'nin çıkarı, bu sertleşmiş düzende: taraf olmadan etkili kalmak, krizleri kendi sınırlarından uzak tutmak ve iç istikrari korumaktır.

Üçüncü Dünya Savaşı nasıl başlar?

Tarihe baktığımızda Dünya Savaşları: tek bir olayla değil, birikmiş krizlerin zincirleme biçimde tetiklenmesi ile başlar. Birinci Dünya Savaşı: bir suikastla değil, ittifaklar sistemiyle patladı. İkinci Dünya Savaşı: bir işgalle değil, cezasızlık kültürüyle büyüdü. Bugün de benzer bir tablo var.

Gerçek savaş riskinin olduğu yerler nereler?

Üçüncü dünya savaşı ihtimali şu bölgelerden beslenir:

&Ukrayna/NATO-Rusya hattı

&Tayvan/ABD-Çin gerilimi

&Orta Doğu/ İran-İsrail-ABD ekseni

&Küresel enerji ve Ticaret yolları

 

 

 

 

 

 

 

 

Türkiye Bu Küresel Tabloda Nerede Duruyor?

Türkiye, klasik anlamda ne” merkez güç” ne de “pasif ülkedir. “Ara güç ve hatta daha doğru bir ifadeyle jeopolitik eşik ülke konumundadır. Bu ne demek? Türkiye: oyunu tek başına kuramaz, ama oyunun yönünü etkileyebilir. Tam dışarıda kalamaz; ama tamamen içine de çekilmek zorunda değildir.

1)Jeopolitik konum: Türkiye'nin coğrafyası onu tarafsız kalması zor bir ülke yapar: Karadeniz -Rusya- NATO dengesi, Orta Doğu -İran -İsrail- ABD hattı, Doğu Akdeniz-Enerji ve deniz etki alanları , kafkasya- Rusya- Batı rekabeti. Bu nedenle Türkiye için  en büyük risk: Büyük güçlerin çatışmasında istemeden cephe ülkesi haline gelmek. 

2)NATO Üyeliği Kalkan mı, Bağlayıcı mı?

Türkiye NATO üyesidir, bu: güvenlik sağlar, caydırıcılık Üretir ama aynı zamanda manevra alanını daraltır. Tarafsızım deme lüksüne azaltır. Olası bir küresel çatışmada Türkiye, hukuken NATO'nun parçasıdır. Ama siyaseten otomatik savaş tarafı olmak istemez; bu nedenle son yıllardaki politika şudur nato içinde kal, ama çatışmayı yayma.

 

Çok Yönlü Dış Politika : Türkiye'nin aynı anda ABD ile müzakere etmesi, Rusya ile temas kurması, Çin ile ekonomik ilişki sürdürmesi. Bir denge oyunudur. Bu bir lüks değil, zorunluluktur. Çünkü: Tek kutba yaslanmak kırılganlık yaratır, çok kutuplu dünyada esneklik hayatta kalma aracıdır.

Üçüncü Dünya Savaşı SenaryosundaTürkiye Ne Yapar?

Gerçekçi senaryo şudur: Türkiye doğrudan başlatıcı olmaz Ama kriz büyürse dışında kalması zorlaşır. Önceliği *Toprak güvenliği,* Enerji arzı, *iç istikrar olur. Türkiye'nin çıkarı savaşın değil, kontrollü gerilimin sürmesidir.

Türkiye'nin Asıl Gücü Nerede?

Türkiye'nin gücü: Nükleer silahlarında değil, küresel finans hakimiyetinde değil; Ama coğrafi geçiş noktası olması, diplomatik arabuluculuk kapasitesi, askeri caydırıcılığı ve sınırlı yayılmacılığı bu yüzden Türkiye, büyük bir savaşta: Taraf olmaktan çok dengeleyici olmak ister fakat dünya çok sertleşirse bu alan daralır.

Sonuç olarak: Türkiye, üçüncü Dünya savaşını isteyen tarafta değil; ama böyle bir savaş çıkarsa en çok etkilenecek ülkelerden biri. Bu yüzden Türkiye'nin temel stratejisi şudur: hukukun tamamen çökmesini istemez; ama gücün gerçekliğini de inkar etmez, sessiz kalmaz; ama meydanda okumaz. Yani Ne “güç benim” diyen tarafta, ne de “hiçbir şey olmuyormuş gibi” davranabilecek bir konumdadır.

                                                                                                     

 Saygılarımla

                                                                                            SALİHA BEHZAT YİĞİT

Saliha Behzat Yiğit

Bir fizikçi evrenin yasalarını çözmek için denklemlerle boğuşurken, bir sosyolog toplumun görünmeyen yasalarını anlamaya çalışır. Bizler, bireylerin yaşadığı yalnızlıkları, kimlik arayışlarını, çatışmaları ve dayanışmaları çözümleyerek, insanlığın sosyal evrenini anlamlandırmaya çalışan bilim insanlarıyız. Öngörülerimiz, toplumun geleceğini şekillendirebilecek kadar değerlidir.

Dergiler