Sosyolog Dergisi Bir DUSODER Yayınıdır

Kapatmak için ESC Tuşuna Basın

“Kurban mı Olacaksın, Yoksa Hikâyeni Yeniden Yazan mı?”

Hayat bazen insanı iki keskin yolun ortasında bırakır: Ya başına gelenlerin ağırlığı altında ezilip “kurban” rolünü benimseyeceksin ya da o ağırlığı bir kaleme dönüştürüp kendi hikâyeni yeniden yazacaksın. Bu iki seçenek, aslında sadece birer davranış biçimi değil; insanın kendine, hayata ve geleceğe bakışını belirleyen derin bir duruşun ifadesidir.


 

Kurban rolüne girmek, ilk bakışta daha kolaydır. Çünkü sorumluluğu dış etkenlere yükler: İnsanlara, şartlara, geçmişe… Bu rolde kişi, yaşadıklarının faili değil, mağdurudur. Haklıdır, incinmiştir, kırılmıştır. Ancak bu haklılık, zamanla insanı pasifliğe sürükler. Kendi hayatının öznesi olmaktan çıkar, bir seyirciye dönüşür. Sürekli “neden benim başıma geliyor?” sorusu, yerini “ben ne yapabilirim?” sorusuna bırakmadıkça, bu döngü devam eder.


 

Öte yandan kalemi eline almak, cesaret ister. Çünkü bu, sadece başkalarını değil, kendini de sorgulamayı gerektirir. Kendi hatalarını görmek, eksiklerini kabul etmek ve en önemlisi değişebileceğine inanmak… Bu yol zor ama dönüştürücüdür. İnsan, kendi hikâyesini yeniden yazmaya başladığında, geçmişi inkâr etmez; aksine onu anlamlandırır. Yaşanan acılar, birer yük olmaktan çıkıp birer öğretmene dönüşür.


 

Kendini yeniden yazmak, her şeyi silip baştan başlamak değildir. Bu, var olanın üzerine bilinçli bir şekilde yeni bir anlam inşa etmektir. Kırılmış bir kalbin içinden daha güçlü bir karakter çıkarmaktır. İnsan, kendi cümlelerini kurmaya başladığında fark eder ki aslında hayat, yazılmayı bekleyen bir metindir. Ve kalem, her zaman onun elindedir.


 

Sonuçta mesele, ne yaşadığımızdan çok, yaşadıklarımızla ne yaptığımızdır. Kurban rolü geçici bir sığınak olabilir; ama kalıcı bir yaşam biçimi haline geldiğinde insanı tüketir. Oysa kalemi eline alan kişi, sadece kendi hikâyesini değil, aynı zamanda bakış açısını, gücünü ve kaderini de yeniden şekillendirir.


 

Belki de en doğru soru şudur: Hayat seni yazarken mi yaşayacaksın, yoksa sen mi hayatını yazacaksın?


 

Dergiler