6 ŞUBAT
6 Şubat’ta bir doğal felaket gerçekleşmedi, binalar yıkılmadı kibrimizde molozların altında kaldı. Bu elim zelzele felaketi, var olma sebebini unutan insana vicdan muhakemesi yapması gerektiğini gösterdi. Kaybettiğimiz ahlakımıza çekidüzen vermemiz gerektiğini acı bir biçimde hatırlattı. Rabbimiz, yaradılış gayesinden uzaklaşan kuluna bazen musibetler vasıtasıyla kendisini ve insanın aczi yetimizi hatırlatır. Bu deprem felaketi büyük bir imtihan olmasıyla beraber uykudaki insanoğlunun uyandırma çağrısıydı.
Bu büyük afette yitirdiğimiz masum canlarımızın, Rabbimizin sonsuz merhamet ve şefkatiyle karşılanacağına dair inancımız tam. Onlar Allah katında şehitlik mertebesiyle müjdelenmiş kullardı. Ancak bu tablonun bir de karanlık yüzü vardır. Zulmü kendine düstur edinenler, sapkınlığa düşenler, sömürücüler ve haramla rızıklananlar... Mülkün gerçek sahibi olan Allah’ın gazabı, toplumsal adaleti hiçe sayan ve ahlaki yozlaşmayı bir yaşam biçimi haline getirenlerin üzerine bir yumruk gibi inmiştir. Bu felaket dünyevi hırsların beton yığınlarının altında kalışının ibretlik bir vesikasıdır.
Neticede, bir toplumu ayakta tutan yegâne güç beton binalar, insanın yaptığı yapılar olamaz. Esas olan sonsuz kudret sahibi Allah’ın kullarına emirleridir. Sarsılmaz ahlaki kurallar ve ilahi nizamdır. Toplumsal düzen, bu manevi temeller ve disiplin üzerine inşa edilmediği sürece temeli sağlam olmayan ilk sarsıntıda yıkılan binalar gibidir. Edebi ve insani değerlerini kaybeden toplumu bir araya getiren ve var eden Allah, dilediği anda yerle yeksan edebilir. Geleceğimizi sağlam bir zemin üzerine kurmak istiyorsak, sadece binalarımızı değil, imanımızı ve toplumsal düzenimizi de Allah’ın rızasına uygun şekilde yeniden inşa etmeliyiz.
Felaketler, yaratılış sebebini unutan kula bir musibetten çok Hakk’a yönelmesi için acı bir davettir.
Niyazi ÖZTEKİN
Sosyolog-Aile Danışmanı
Ziraat Mühendisi