Sosyolog Dergisi Bir DUSODER Yayınıdır

Kapatmak için ESC Tuşuna Basın

Niyazi ÖZTEKİN

UNUTULAN EMANET

            Günümüzde duyguların yaşanışı köklü bir değişimden geçiyor. Bir zamanlar derin bakışlarda anlam bulur, sabırla beklenirdi mektuplar. Kelimelerde demlenir hayat bulurdu yürekte aşklar. Şimdi öylemi? Ekran kaydırmaları, kalpli emojiler ve piksellerden ibaret. Modern dünya için her şey basite indirgenmiş. Duygularımız elimizden alınıyor farkında değiliz. Her geçen gün’ Nereye gidiyoruz ‘soru daha fazla önem kazanıyor. Cevap maalesef hüsran.  Daha önceleri insanların duygularını dile getirmesi bu kadar basit değildi . En başta zaman isterdi, cesaret isterdi. Bugün ise birlikteliklerin başlaması o kadar kolay ki, bitişleri de bir o kadar ruhsuz, sığ ve saygısız. Veda etmek yerine "engellemek", yüzleşmek yerine imalı paylaşımlarda bulunmak, insan onurunu ve duygularını zedeliyor. Sevmek ve sevilmek, sadece dijital platformlarda yaşanılmayacak kadar kıymetli. Ne yazık ki günümüz insanın beğenilme arzusu, en mahrem ve en özel yanlarını birer sergi objesine dönüştürmesine neden oluyor.

            Anadolu bir gelenek vardır: Kıymetli olan, el üstünde tutulur ve özenle korunur. En değerli mücevherler kadife kutularda, en nadide kumaşlar sandıklarda saklanır. Peki, geleceği ellerinde tutan, nesilleri yetiştiren ve toplumun mayasını çalan kadınlarımız neden bu dijital teşhirciliğin merkezine itiliyor? Burada iğneyi kendimize, çuvaldızı ise başkasına batırmalıyız. Bir kadının sanal alemde kendini nesneleştirmesine beğeni ve yorumlarla destek veren her erkek bu kültürel yozlaşmanın sessiz ortağıdır. Kadın bir emanet, bir denge unsuru ve toplumun temeli kültürümüzün geleceğidir. Kadınlarımız sadece evde oturup televizyon karşısında vakit öldüren; sanal dünyada gezinerek vaktini boşa harcayan değildir. Bizim tarihimiz dünyayı yerinden oynatan kadınların destanlarıyla doludur. Tomris Hatun olup milletine baş olan, Fatihleri ve Yavuzları yoğuran, Millî Mücadele'de Kara Fatma, Nene Hatun, Gördesli Makbule, Nezahat Onbaşı olup vatanı adeta yeniden doğuran o asil kana emsalsiz ruha sahip kadınlarımızdı. Bugünün geçici heveslere ekran parıltılarına kurban edilemezler.

            Kadın; bir öğretmen, bir ekonomist, bir şifacı ve her şeyden önce bir yol başçıdır. Eğer bizler toplum olarak kadına hak ettiği gerçek değeri, saygıyı ve maneviyatı samimiyetle tanımazsak; o bu boşluğu sanal dünyanın sahte yaşamıyla doldurmaya kalkacaktır. Bu durum kadının kendi değerini kaybetmesi değil, bizim o değeri koruyacak ortamı hazırlayamadığımız içindir. Atsız’ın kaleminde dile getirilen o vakur ve asil "Türk kızı" imajı, kitapların tozlu sayfalarında kalacak. Bir saniye sonrası için yaşamımızın garanti olmadığı bu dünyada, geçici hevesler ve üç kuruş menfaat uğruna öz değerlerimizden vazgeçmek büyük bir kayıptır. Bu gidişata karşı duracak olan yine bu toplumun sağduyulu bilinçli bireyleridir. Kadını sadece bir görsel obje olarak gören anlayışı reddetmeli, onun entelektüel, manevi ve toplumsal gücünü yeniden baş tacı etmeliyiz.  ‘’Kadının yüceldiği ve gerçek kıymetini bulduğu bir toplumda, gelecek de o nispette aydınlık ve sağlam temeli olacaktır.’’

Niyazi ÖZTEKİN

Sosyolog Aile Danışmanı

                                                                                                                     Ziraat Mühendisi

Niyazi Öztekin

Niyazi ÖZTEKİN Memur, Mühendis, Sosyolog, Araştırmacı 2011 yılından beri Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi'nde memur olarak görev yapan, sosyal ve fen bilimleri alanında çok yönlü bir eğitim geçmişine sahip, evli ve 4 çocuk babası. Kırsal sosyoloji alanında yüksek lisans çalışmalarına devam etmektedir.

Dergiler