ORUÇ NEDİR?
“Oruç hiç gecikmeden, yolunu şaşırmadan, tam saatinde dinç ve genç; tarihin dinamizmini taşıyarak geldi. Mademki geldi onu iyi tanımak gerek… Sanmayın ki oruçta yalnız siz susar, siz acıkırsınız. Oruç da susar, oruç da acıkır. Peki orucun susadığı su, acıktığı yemek nedir öyleyse? Oruca mahsus besinler vardır…Yükseltilen dualar, derinleşen secdeler Kur'an sesi ile aydınlanan ikindiler, Allah adıyla diriltilen geceler…Ve orucunda kalbi vardır; oruç müminin kalbinde iftar eder. Onun sofrasında işte bu saydığımız göğe mahsus yiyecekler bulunur. Oruç geldi, boş gelmedi heybesi göğe dair nişaneler ile dolu, yeryüzüne indi. Boşaltacak Bu eşsiz dizeler Sezai Karakoç’un Samanyolunda Ziyafet adlı eserinden. Üstat ne de güzel anlatmış içinde bulunduğumuz mübarek ayı.
GERÇEK ÖZGÜRLÜK VAAD EDER ORUÇ!İçinde yaşadığımız son birkaç yüzyıl tüketmek üzerine kurulu bir hayat düzeni ve yeryüzü tasviri sunuyor bizlere. Tükete bildikçe özgürleştiğimiz gibi bir yanılgı içerisindeyiz. Marksist teori yaşamı ekmek mücadelesi üzerinden tanımlıyor. Freud ise insanı libidinal enerji boyutuna indirgeyerek açıklıyor, ve bu iki teori, bugün yaşamımızın tüm alanlarına sirayet etmiş durumda kabul etsek de etmesek de.İslamiyet ibadetler yolu ile özgürleşmeyi vaad eder insana…Çünkü gerçek özgürlük; reddedebilmektir..Ve oruç ile insan reddetme özgürlüğüne kavuşur bir bakıma. Kendinden, nefsinden özgürleşir. Ruhumuz kadim olan ile temas eder.
NEDEN ORUÇ TUTARIZ?
Tabi ki Allah’ın emri olduğu için tutarız. Ancak oruç ibadetinin hedefi insanları takvaya eriştirmektir. Takva; yaratanın azamet ve ihtişamı karşısında insanı hayranlık, dehşet ve ürperti ile karışık aşk ve muhabbet duyguları ile kaplayan, sorumluluk bilinci ile davranmaya iten bir korku ve sakınma halidir.(Günsüzöz S.)İşte oruç insanı böyle bir şuura ulaştırmak için vardır. Takva ; kulluk bilincinde zirve haldir. Herkes elbette bu zirveye ulaşamayacaktır. Ancak bulunduğumuz noktanın farkında olmak için hedef noktanın varlığı çok önemlidir.İnsanın nefsini kontrol altına alıp bu zirve noktaya ulaşması için yapması gerekenler vardır. Aslında oruç ; bu gerekliklerin sistematik hale getirilmiş bir davranış örüntüsünü anlatır bize. Sabretmeyi öğretir. Nefis terbiyesi gücü taşıyan oruç; kulun kalbi üzerinde birikmiş günah tortusundan kurtulmasını sağlar ve kalp, Allah'ın nurunun tecelli noktası haline gelir. İmanın pırıltısını daha iyi hisseder. Böylece oruç insanı ‘nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir’ ayetinin sırrına erdirir. (Şems 91). Aslında bedenle yapılan ibadet bizi ruhumuzun da aktive olduğu bir boyuta getirir.
PEKİ NASIL?
Hayat akıyor hiç durmadan hızla. Bu akışın hızına kendini kaptırmış olan bizler de hayatla birlikte hiç durmadan akıp gidiyoruz, bir türlü duramıyoruz, durmayı beceremiyoruz ve zaten durmamız gerektiğini, buna ihtiyacımız olduğunu da hiç fark etmeden…
SÜKUNETE DAVET!
Bu akış hızının içinde hep geriye dönük 'acaba 'larımız, 'keşke' lerimiz çınlıyor kulaklarımızda. Dahası geleceğe yönelik kaygılarımız, korkularımız var. ‘Düşünmek’ şimdide olan bir eylemdir ve aklın hareketidir Evet aklın bilinen ile bilinmeyen arasındaki hareketine düşünme (nazar) diyoruz. Bu minvalde düşünen durmalı ki; düşünme harekete geçebilirsin. Düşünmenin hareketine alışmamış zihinler; bedeninin faaliyetlerine bir süreliğine olsun ara verdiklerinde hemen güçten düşerler. Öyle ki onlara sanki zihinleri durmuş gibi gelir ve bunun sebebini bir şey yememelerine ve içmemelerine bağlarlar. Oysa hareketi duran zihin değildir; kendilerine oruç tutmalarını emreden, onlardan zihinlerinin hareketini durdurmalarını istememiş; bilakis düşünmeyi harekete geçirmek için onları sükunete davet etmiştir. (Cündioğlu D.) Bedenin faal olan azalarını bir aylığına sükuna erdirip düşünmenin yolunu açmaktır amaç. Gıda alımı azaltıldığında beyin, pozitif yaşam enerjisini kullanarak yüksek frekanslı bilinç hallerine geçişe açık hale gelir. Düşünen insanın içsel bağlantılarında ilk keşif noktası ise yaratıcısı ile kurduğu kadim (öncesiz) bağdır.“Ademoğlunun her ameli kendisine aittir. Oruç ise öyle değildir. oruç bana aittir, onun mükafatını ben vereceğim”. Kutsi hadisinin sırrına mazhar olanlardan olma duası ile…
Ayşe Bayoğlu
Sosyolog /Aile danışmanı