Boşanma Sürecinde Çocuğun Görünmeyen Travmaları
Boşanma, yetişkinler için bir ayrılık süreci fakat çocuklar için çoğu zaman dünyasının yıkılması anlamına gelir. Aile, çocuğun güven duygusunun temelini oluşturur. Bu yapı sarsıldığında çocuk yalnızca anne-babasını değil; düzenini, ve duygusal güvenliğini de kaybeder. Ancak bu kayıp her zaman yüksek sesle yaşanmaz. Çoğu çocuk travmasını sessizlikte yaşar.
Toplumda sıkça “Çocuk alışır”, “Zamanla unutur” gibi söylemlerle boşanmanın çocuk üzerindeki etkileri küçümsenir. Oysa araştırmalar ve sahadaki gözlemler, boşanmanın çocuk ruh sağlığı üzerinde uzun vadeli izler bıraktığını göstermektedir.
Travma Her Zaman Gözyaşıyla Gelmez
Boşanma sonrası bazı çocuklar ağlar, öfke patlamaları yaşar ya da içe kapanır. Ancak asıl risk grubu çoğu zaman “uyumlu görünen” çocuklardır.
Sessizleşen, sorun çıkarmayan, büyük gibi davranan çocuklar genellikle duygularını bastırarak ayakta kalmaya çalışırlar. Bu bastırma mekanizması ilerleyen yıllarda:
Kaygı bozuklukları
Özgüven problemleri
İlişki kurma güçlükleri
Terk edilme korkusu
olarak kendini gösterebilir.
Boşanma sürecinde çocukların önemli bir kısmı bilinç dışı olarak ayrılığın sebebini kendinde arar:
“Yaramaz olduğum için mi ayrıldılar?”
“Ben daha iyi olsaydım birlikte kalırlar mıydı?”
Bu düşünceler çocuğun kendi değerini zedeler. Kendini suçlayan çocuk, sevgiye layık olmadığı inancını geliştirebilir. Bu da ilerideki yaşamında sağlıksız ilişkilerin temelini oluşturur.
Anne ve baba çocuğun dünyasında güvenin sembolüdür. Bu iki temel figürün ayrılması, çocuğun zihninde çeşitli sorular oluşturur
“Sevilen insanlar gider mi?”
gibi sorular ileride ; bağlanma sorunları, aşırı bağımlı ilişkiler ya da tam tersi duygusal kaçınma davranışları şeklinde yetişkinlikte tekrar eder.
Okul Başarısında ve Davranışlarda Gizli Sinyaller
Boşanma süreci yaşayan çocuklarda sık görülen belirtiler:
Dikkat dağınıklığı
Ders başarısında ani düşüş
Arkadaş ilişkilerinde sorunlar
Öfke veya içe kapanma
Uyku problemleri
Bu davranışlar çoğu zaman “şımarıklık” ya da “ergenlik” olarak etiketlenir. Oysa altında işlenmemiş bir duygusal travma yatmaktadır.
Ebeveynlerin En Sık Yaptığı Hatalar
Boşanma sırasında iyi niyetle yapılan ama çocuğu daha çok yaralayan bazı davranışlar:
* Çocuğu taraf tutmaya zorlamak
* Diğer ebeveyni kötülemek
* Duygusal yükü çocuğa boşaltmak
* “Sen güçlüsün” diyerek duyguları bastırmak
Bu durum çocukta ağır bir duygusal sorumluluk yaratır.
Boşanma çocuğun hayatında yara açabilir; ancak doğru yaklaşımla bu yara kalıcı hasara dönüşmeden iyileştirilebilir.
✔ Çocuğun duygularını ifade etmesine izin vermek
✔ Onu suçluluk duygusundan arındırmak
✔ Her iki ebeveynle de güvenli bağın sürmesini sağlamak
✔ Profesyonel destekten çekinmemek
en önemli koruyucu faktörlerdir.
Sonuç
Boşanma bir yetişkin kararıdır; ancak etkisini en derinden yaşayan çoğu zaman çocuklardır. Sessiz kalan çocuk iyi durumda değildir, sadece hayatta kalmaya çalışıyordur.
Toplum olarak “alışır geçer” anlayışı yerine, çocukların duygusal dünyasını görmeyi öğrenmek zorundayız. Çünkü görülmeyen travmalar, gelecekteki yetişkin ruh sağlığını şekillendirir...