Sosyolog Dergisi Bir DUSODER Yayınıdır

Kapatmak için ESC Tuşuna Basın

EKSİLTİLİ CÜMLELER

NESLİHAN KARAHAN       

                                                        EKSİLTİLİ CÜMLELER

Kıymetli Kuzen Umut Gürsoy Anısına

Sahil sessiz. Şu ritmik hava... Ardındaki dinginlik... Soyut, saydam, su gibi notalar bürünmüş havaya. Ben bu notalara aşinayım. Ne zaman içime ansızın huzur dolsa, dinginliğe eşlik eden o huzur... O vakit duyarım bu notaları. Soyut, saydam, su gibi... Sessizliğin notalarına ritim tutan dalgalar; kâh hırçın kâh sakin dalgalar. Vakit be vakit. Ansızın ve hiçlik…  

​Hırçın bir dalga savruldu karaya. Neden bilmiyorum, o an dünyanın sudan oluştuğu geldi aklıma. Öyle ısrarla bana kendini hatırlattı ki... Sular, karayı temizliyor gibi yayıldı etrafa, sonra denize çekildi tekrar. Hâlâ oturuyorum sahilde ve notalar esiyordu yine. Sessizlik bozuldu bir ara. Beş altı kişi önümden geçti. Öyle güle oynaya geçtiler ki... Bir zaman sonra adımlarının sesleri azaldıkça, gülme seslerine ket vuruldu. Eksiltili cümleler gibi geliyor şimdi sesleri. Yırtılmış bir not kağıdındaki cümleler gibi sözleri; parçalı, kesik…  

​Arkalarından bakakaldım. Bir zaman sonra birkaçı yere yığıldı; hayal görüyorum sandım. Yok, hayal değildi bu. İşte görüyorum, su birikintileri kalmış karada. Az önceki hırçın dalgaların bıraktığı su birikintileri... Basıp kayıyor, yere yığılıyor kimi. Dünya ve su bağlantısı kuruluyor belleğimde. "Hayat işte," diyorum. İzlemeye devam ediyorum. Ayakta kalanlar yığılanları kaldırıyor. Bir zaman sonra onlar da yığılacak. Onları da ayakta kalanlar kaldıracak. Her yığılanın ardından, "İçi boş dünya," denecek. Bir zaman sonra boş olduğunu unutacaklar. Ta ki biri yere yığılana kadar... Şimdilik dalgın dalgın izliyorlar dünyayı ve içindekileri.  

​Hırçın dalgalar sessizliği bozuyor şimdi. Gördüğüm manzaralarla, kulaklarımda kuzenimin sesi beliriyor. Ses, titreşim şeklinde. Gülmüyor ama somurtkan da değil. Telâşlı. Heyecanlı bir bekleyişte. Her bir titreşim içimde yas biriktiriyor. Derinden üzgünüm, şaşkın bakışlarla sesi arıyorum. Hüznüm, gözyaşımın önüne geçiyor. Ağlayamıyorum. Yas içimde birikiyor. Ben sesi aradıkça ses azalıyor. Sese koşamıyorum. Harita mesafesi uzaklarda ses. Ses kesiliyor. Eksiltili… Titreşimler… Hırçın dalgalara yenik düşüyor. Oysa bahardı ama henüz fidan vermemişti. Ansızın yığılıyor. Ebedi nefesi soluyor. Sakin, dingin, huzurlu. Bu bahar açmayacak fidanları, başka diyarlara açıyor. Hissediyorum, tebessüm ediyor. Hüznüm, ağlamamı kesiyor yine. Bende kalıyor yas. Ebedî... Üstadın sesi bana yoldaş oluyor:  

​"Ölümün karşısında ne yapsak muvaffak olmuş bir aktörden farkımız olmayacak. O kadar, muvaffak olmuş bir aktör." (Semaver / Sait Faik)  

 

 

Dergiler