Sosyolog Tanıyalım: Nurettin TOPÇU

  • SosyoLOG Tanıyalım Kategorisi
  • 25 Aralık 2020 Cuma Yayımlandı
  • 110 Kez Okundu
Sosyolog Tanıyalım: Nurettin TOPÇU

www.sosyologdergisi.com

1909 yılında İstanbul’da doğmuştur. Annesi Fatma Hanım Eğinli (Kemaliye), babası Ahmet Efendi Erzurumlu Topçuzadeler ailesindendir. Topçuzadeler ismi Topçu’nun dedesi Osman Efendi’nin Erzurum’un Ruslar tarafından işgaline karşı ordudaki topçuluk görevinden dolayı verilmiştir. Babası Ahmet Efendi küçük yaşlarda başladığı ticareti büyütmüştür. İstanbul’a yerleşerek Topçu’nun doğacağı Süleymaniye Deveoğlu Yokuşu’nda ahşap bir ev satın almıştır.

Savaşın verdiği sıkıntılar ile Ahmet Efendi’nin işleri bozulunca Çemberlitaş’a taşınmışlardır. Ömrünün büyük çoğunluğu bu evde geçen N.Topçu, ilkokulu Bezmialem Valide Sultan Okulu’nda okumuştur. Bu yıllarda fazla arkadaşı olmamış (N.Çelik Tezi), kitap ve gazete biriktirme merakı olmuştur (Kutlu, 2006). İmla öğretmeni Nafiz Bey’in etkisiyle Mehmet Akif hayranlığı ve sevgisi gelişmiştir. Ortaokul tahsili için Vefa İdadisi’ne devam ederken felsefeye ilgi duymaya başlamıştır. Lise öğrenimini İstanbul Lisesi’nde yapmıştır.

1928 yılında Avrupa’da okumak için girdiği sınavı kazanarak aralarında Hamdi Akverdi, Enver Ziya Karal, Vehbi Eralp, Ziya Somar’ın da bulunduğu öğrenciler ile Fransa’ya gitmiştir.

‘Hareket Felsefesi’nin kurucusu Moura Blondel ile tanışması ve mektuplaşması bu döneme rastlamıştır. Strasbourg Üniversitesi’nde felsefe öğrenimi görmüş, Sanat Tarihi’nde de lisans yapmıştır.

Tasavvuf Tarihçisi Louis Massignon ile tanışması ve M.Blondel etkisi ile İslam tasavvufuna yönelmiştir. Strasbourg’da doktora tezini hazırlamış ve Sorbonne’da Türkçe’ye ‘İsyan Ahlakı’ olarak çevrilen tezini savunmuştur. Bu üniversitede felsefe doktorasını veren ilk Türk öğrenci, o dönemde Avrupa’ya giden öğrenciler arasında ‘Ahlak Felsefesi’ üzerine çalışan ilk kişi olmuştur. Üstün başarısından dolayı pek çok ödül almaya hak kazanmasına rağmen hiçbirini kabul etmeyip bunların yerine üniversitenin kulelerinde 24 saat Türk Bayrağı asılmasını istemiş ve yönetim bu isteği yerine getirmiştir.

Avrupa’da pek çok farklı alanlarda kendini geliştiren Nurettin Topçu Türkiye’ye dönmüş ve 1934 yılında Galatasaray Lisesi felsefe öğretmenliğine başlamıştır. Pek çok şehir ve okulda farklı derslerde 40 yıl öğretmenlik yapmıştır.

Fransa'dan döndükten sonra bir arkadaşı vasıtasıyla manevi büyüklerden Abdülaziz Bekkine ile tanışmış ve düşünce dünyasına yeni bir yön vermiştir. Ayrıca Topçu, Mahmut Celaleddin Ökten'den de İslami ilimler alarak imam hatip okullarının kuruluşu sırasında onunla mesai arkadaşlığı yapmıştır.

1939 yıllarında İzmir’de görev yapmaktayken ‘Hareket’ adında İstanbul’da basılan bir dergi yayımlamıştır. Hayatı boyunca izini süreceği ana fikirlerinin görülebileceği ilk sayılardaki yazılarının başlıkları ne kadar hazırlıklı, ciddi ve iddialı olduğunu göstermektedir: “Rönesans Hareketleri”, “Asrımızın Hareket Adamları”, “Vatandaş Ahlâkı”, “İçtimai Sınıflar”, “Siyaset ve Mesuliyet; Vazife Adamı -Kalp Adamı”, “Bizde Milliyet Hareketleri”, “Zorba -Esir Medeniyetleri”, “Benliğimiz”, “Mabet ve Tabiat”, “Neslimizin Tarihi”, “Muallim”, “İki Mezar”, “Sanatkâr”.

Yazıların üslubu ve hissiyatında savunulan fikirlerin seviyesiyle üst bir uyum arandığı açıktır. Hareket'in 4. sayısında yayınlanan ve zımnen Cumhuriyeti kuran kadroyu tenkit eden “Çalgıcılar” başlıklı yazıdan dolayı hakkında açılan soruşturma sonucunda ortaokulunu bitirdiği İstanbul Vefa Lisesi’ne nakledilir (Kara, 2009).

Topçu 1948-1949 yıllarında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde eylemsiz doçent statüsünde ahlak dersleri verirken, daha sonra kitap haline getirilen Bergson ile ilgili doçentlik tezini hazırlar. Ancak çeşitli engellemeler sonucu üniversiteye kadrolu olarak atanmaz (Kara, 2009).

Nurettin Topçu, sezgicilik ve hareket felsefelerini, Anadolu İslam tasavvufu içerisinde harmanlayarak ahlak felsefesi sistemini toplumun her alanında uygulanabilirlik anlayışı içerisinde yılmadan çalışmıştır... Topçu’yu anlamak mevcut sloganlardan vazgeçmekten geçiyor belki de. Toplum yaşantısında, sosyoloji, felsefe, ahlak, din, iktisat, sanat gibi pek çok alanda yanlışların tespiti, reform niteliğinde düşünce ve eserler ile ömrü boyunca milletin hizmetinde olmuş bugüne ışık tutmuştur.

 

Gayzımız, isyanımız, son haddine gelmiş gûya vurmak için, gûya ezmek için yumruğumuzu kaldırıyoruz. Fakat heyhat, kolumuz bir bez parçası gibi bitkin, kesilmiş bir halde kuvvetsiz yere düşüyor. Etrafımızdan imdat istiyoruz, gözlerimizin önünde kuvveti temsil eden zümre lâkayıt gülüyor. Halka çevriliyoruz, cemaat sarhoştur, kendine gelemeyecek kadar sızmış bir halde. Kime yalvaralım? Nereye çevrilelim?...”(Topçu, Ahlak Nizamı).

 

Toplumsal süreçleri genel anlamıyla din ve ahlak açısından inceleyen Nurettin Topçu; devlet düzenini de tıpkı diğer sosyologlar ve düşünürler gibi geniş bir çerçevede konu edinmiştir. Örneğin İbn-i Haldun için devlet; kökü bakımından toplumsal bir sözleşmedir ve canlı bir organizmadır. Doğar, yaşar, büyür ve ölür. Devlet Eflatun için; filozofun gerçek hakkındaki bilgisinin ve insan ruhunun ideal bir form halinde tecessüm etmesi, Aristo için; bireyin siyasal bir varlık olarak mensup olduğu organik bütünlük, Hegel için ise; Tanrı’nın yeryüzündeki yansıması ya da mutlak ruhun tarih içindeki belirginleşme şeklidir.

Topçu devleti tanımlarken, bir devletin oluşumunda olmazsa olmazlar olarak gördüğü ilkeler; millet, vatan ve idare edici iktidar yani otorite ve idare ediciler üzerinden ele alır. Ona göre devlet; iradeli (güçlü bir otorite) ve iradesiz (güçsüz bir otorite) yönetilen toplum demektir. Devlete kutsallık atfeden Topçu; ‘İradenin Davası-Devlet ve Demokrasi’ adlı kitabında en ideal yönetim biçimini milletleri iyiye doğru götürecek idare, başların sayısında aranmamalıdır. Hareketlerinde mesuliyet ve otoriteyi yaşatırken her an büyük mahkeme huzurunda hesap verme durumunda bulunan büyük ruhları iş başına getirmeye ve bu ferdi değerlerin hareketlerini engelleyecek yıkıcı kuvvetleri önlemeye en kabiliyetli idare bizce en iyi devlet idaresidir diye belirterek bir anlamda eleştiri yapıp bir anlamda da çözüm önerisinde bulunur.

Genel hatlarıyla yazdığı eserlerinde yaşadığı dönemi ve daha önceki dönemlerin devlet anlayışını demokrasiyle birlikte ele alan Topçu’yu araştırıp eserlerini incelerken bu tarihler ve çözüm önerileri bizi neden ilgilendiriyor diye düşünmeyin.

Topçu’nun 1947 ve 1971 yılları arasında yazdıkları sizleri korkutmasın. Hatta o dönemki sorunlarla bu dönemki sorunların birebir olmasa da çok benzerlik gösterdiğini görecek ve düşüneceksiniz. Çünkü bir sosyoloğun en önemli vasfı sadece yaşadığı dönemi incelemesi değil geleceğe de ışık tutmasıdır. Her toplumsal olayda olduğu gibi insan-devlet ilişkisinde meydana gelen otorite boşluğunda oluşan kaos ortamını incelemede ve araştırmada en çok kullanılan yöntem olan tümevarım ve tümdengelimden yararlanılmaktadır.

Bu sebeple N.Topçu olayları kimi zaman parça parça ele alırken kimi zaman da genel hatlarıyla inceleyip sorunlara kendi perspektifinden çözümler sunar (Vehbi Ünal, 2010).

1975 yılının Nisan ayında rahatsızlanan Topçu’ya pankreas kanseri teşhisi konur. 10 Temmuz 1975’te hastanede vefat eder. Mezarı Topkapı dışındaki Kozluk Kabristanındadır.

 

ESERLERİ:

Yarınki Türkiye, İradenin Davası, Mehmed Akif, Devlet ve Demokrasi, Sosyoloji, Millet Mistikleri, Mevlana ve Tasavvuf, Reha, Kültür ve Medeniyet, Taşralı, Varoluş Felsefesi, Hareket Felsefesi, Türkiye'nin Maarif Davası.

 

 

 

ARAŞTIRMA GRUBU:

 

Tanyeli

Mustafa DUMAN

Berrak BALKIN

Esra TELLİOĞLU

Eslem CİVAN

DERLEME: Emine TİLAVEL

Son Güncelleme Tarihi : 25.12.2020 01:45:45
Yorumlar
Henüz Yazıya Yorum Yapılmamış. İstersen İlk Yorumu Sen Yapabilirsin.
    Yorum Yaz
Yazı Paylaş
Kategoriler
Sosyoloji Gündeminden Anında Haberdar olun.

Bültenimize Üye Olarak yayınlardan ilk siz haberdar olabilirsiniz