PRENS SABAHATTİN

  • SosyoLOG Tanıyalım Kategorisi
  • 20 Şubat 2021 Cumartesi Yayımlandı
  • 582 Kez Okundu
PRENS SABAHATTİN

www.sosyologdergisi.com

Sabahaddin Bey 1878 İstanbul doğumludur.

Annesi Seniha Sultan; Sultan Abdülmecid’in kızı, II. Abdülhamid ve V. Murat’ın kız kardeşidir.

Babası Mahmud Celaleddin Paşa ise Halil Rıfat Paşa’nın oğludur.

 

II. Meşrutiyete giden süreçte ve sonrasında, düşünceleri ve eylemleriyle oldukça tartışılan isimlerden birisi olan Sabahaddin Bey özel hocalar tarafından yetiştirilmiş, Doğu ve Batı dillerini öğrenmiş, özellikle de Fransız dilini oldukça iyi kullanmıştır. Osmanlı geleneklerine aykırı biçimde, “Prens” unvanıyla anılmaktadır. Gerek Jön Türk hareketindeki konumu gerekse de Türk sosyoloji geleneğinin iki ana damarından birinin öncüsü olması nedeniyle adından çokça söz ettirmiştir. Siyasi olaylarla bir ilgisinin olmadığı, Osmanlı ve Türk toplumunun sorunlarını bilimsel ve sosyolojik açıdan tespit edip, çözüm konusunda çalışmalar yapmış biri olarak bilinmesine karşın, çoğu zaman siyasi kimliği sosyolog kimliğinin önüne geçmiştir.

 

Sabahaddin Bey, Türkiye’de Frédéric Le Play’in sosyoloji anlayışının temsilcisi olarak tanınır. Bununla beraber Sabahaddin Bey’in Paris yıllarında tıp, kimya ve astronomi gibi bilim dallarına ilgisi olduğu da bilinmektedir. Tıp biliminin insanlardaki hastalıkları tedavi etmesi gibi Osmanlı İmparatorluğu’ndaki hastalıkların da tedavi edilebileceğini düşünerek bir sosyal bilim arayışına girmiştir. Sabahaddin bey çeşitli sosyoloji akımlarını incelemiş ve kendisini tatmin edecek ilmî esasları “adem-i merkeziyet ve teşebbüs-i şahsi” kavramlarında bulmuştur. Bu ekoldeki Le Play’in görüşleriyle Edmond Demolins aracılığıyla tanışan Sabahaddin Bey, bu çevreyle yakın ilişkiler içerisine girmiştir. Demolins’le dostluk kurup geliştirmiş, bu çevrenin Paris’teki derneğine üye olmuştur. Derneğin yayınlarında yazılar yazmış ve derneğin bir şubesini de Türkiye için açmıştır. Sabahattin Bey, Osmanlı toplumunun sorunlarına ve çözüm yollarına ilişkin tespitlerini, tahlillerini ve önerilerini ifade etmek için kullandığı yöntemi ve kavramları Frédéric Le Play ve takipçilerinin düşünceleri olan   "Science Social" (İlm-i İctima) de bulmuştur.

 

Sabahaddin Bey, kaleme aldığı sınırlı sayıdaki yazısında, Osmanlı toplumunun geri kalmasının sebeplerini tahlil etmeye ve mevcut durumdan nasıl kurtulabileceğinin yollarını göstermeye çalışmıştır. Bilinen az sayıdaki eserinden en önemlisi, bir siyasi parti programı olarak düşünülmüş olan kitapçık şeklindeki "Türkiye Nasıl Kurtarılabilir?" adlı çalışması bu çabasını yansıtır.  Bu eserdeki değerlendirmeleri ışığında, Osmanlı toplumunun sorunlarına toplumsal yapı bağlamında yaklaşan "ilk sosyal bilimcimiz" olduğu söylenebilir.

 

Bu tahlil denemesinde, temel olarak, Le Play’ın düşüncelerinden yararlanan Sabahaddin Bey’e göre, Osmanlı devletinin kurtuluşu, iktidar değişiklikleriyle mümkün değildir. Çünkü, hastalığı üreten, zayıflığının kaynağını iktidar olarak görmemektedir. İktidarı yani padişahı, bu çürümüşlüğün sadece bir görüntüsü ve sonucu olarak görür. Bu nedenle de değiştirilmesi gereken toplumsal yapının bizzat kendisidir. Gerçekleştirilmesi gereken en önemli şey, bir burjuva devrimidir. Ancak, Osmanlı’da böylesi bir devrimi gerçekleştirebilecek bir altyapı mümkün değildir. Bu devrim, yapay bir şekilde, sosyal bilimler aracılığıyla gerçekleştirilmelidir.  Sabahaddin Bey için, sosyal bilimlerin önemi ve fonksiyonu işte bu noktada devreye girer. Osmanlı aydınları arasında, Osmanlı toplumunun nasıl bir toplum olması ve ulaşılacak hedefin ne olduğuna ilişkin belli bir anlaşmanın olduğu söylenebilir. Devletin kurtuluşunun nerede olduğu konusunda bütün taraflar aynı fikirdedir ancak, o noktaya nasıl varılacağı konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. Sabahaddin Bey bu noktada, karanlıkları aydınlattığını iddia ettiği Science Sociale [ilm-i ictimaî]’in ve bu akımın en önde gelen temsilcisi Le Play’in düşüncelerinin yol göstericiliğine çok inanmaktadır. Osmanlı toplumunu da Le Play ve takipçilerinin geliştirdiği sosyolojik yöntem, kavram ve analizler ışığında değerlendirmektedir.

 

Sabahaddin Bey aslında, Osmanlı toplumunu değerlendirirken, Avrupa toplumunun özelliklerine göre karşılaştırdığı belli başlı tespitleri arasında; Teşebbüs-i şahsi, aile yapısı, idarî yapı, liberalizm bulunmaktadır. Osmanlı toplumunun o an içinde bulunduğu durum ile

Le Play’ın Fransa’sı arasında paralellikler kuruyor ve ‘ilm-i ictimaiye’ye Osmanlı’nın idari hayatından askeri yapısına kadar her alandaki problemlerini çözebilecek bir sihirli değnek rolü veriyordu. İlm-i İctimaiye; toplumların gelişmişlik derecelerini, coğrafi durumlarına bağlı olarak açıklayan ve ikili ayrım dâhilinde bir yaklaşımdır. Bu yaklaşıma göre dünyanın gelişmiş toplumları bireyci toplum tipindeki toplumlardır. Geri kalmış toplumlar ise, cemaatçi toplum tipine aittirler. Toplumların gelişmiş ya da geri kalmış bir toplum olmalarını belirleyen merkezî öğelerden en önemlisi "aile"dir. Başka bir söylemle, bu farklılık toplum tiplerinde karşımıza çıkan aile yapılarının farklılıklarına dayanır.

 

Sabahaddin Bey, toplumların gelişim ve kalkınma sorunlarını temelde iki toplum tipinden birisine dâhil olmaya indirgeyerek tartışmaktadır. Cemaatçi toplum tipine ait olan ve dolayısıyla de geri kalmış Osmanlı Devleti için çözüm, bu toplum yapısını değiştirmek ve bireyci toplum tipine geçiş yapmaktır. Onun bütün siyasi ve toplumsal düşünceleri de bu temel tezini gerçekleştirmeye ve ispatlamaya dönüktür. Sosyolojik olarak kendisini science sociale ekolü içerisinde görmesiyle beraber, sonraki dönemlerin pek çok sosyal bilimcileri tarafından “siyasete bulaşmamış örnek bir sosyal bilimci” olarak gösterilmiştir.

 

Sabahaddin Bey, cemaatçi ve merkeziyetçi olarak sınıflandırdığı Osmanlı Devleti’nin memurlar toplumu olduğunu ve devleti bu durumdan kurtarmanın kişisel girişimciliğin eğitimle geliştirilerek gerçekleşeceğini savunur. Eğitimin mesleki kuralları çerçevesinde yeniden düzenlenmesiyle bireyci ve adem-i merkeziyetçi Batılı bir toplum olunacağı düşüncesindedir.

 

Sabahaddin Bey'e göre, düşünce yapımız, okullarımız, eğitim sorunlarımız, mülkiyet biçimimiz, yönetim yapımız kısacası sosyal örgütlenme biçimimizden kaynaklanan hastalıklarımız ancak ‘cemaatçi yapımızın’ getirdiği ‘merkezi’likten ‘adem-i merkeziyet’e doğru uzanan bir süreçte iyileşecektir. Madem eğitim aracılığıyla yapı değişikliği mümkündür, bizde de kurulacak yeni okullar aracılığıyla yapı değişikliği için gerekli adımlar atılabilir. Yeter ki Science Sociale’in bireyci eğitim üzerindeki araştırmalarından ve İngilizlerin ‘Public School’undan ve yeni okulların eğitimsel koşullarından esinlenerek, ülkenin uygun yerlerinde kurulacak eğitim kurumlarına, o okullardan işinin ehli eğitmen aileler getirilebilsin... Yeter ki, gençlerimizde bireyci kişiliği yaratmak için Anglo-Saxon eğitim çevresinden, özel hayatlarının aile ve çiftlik gibi kurumlarından yararlanılması; bu yollarla yetişecek gençlere, toprağa güçlüce yerleşecek, bağımsızlıklarını kendi çalışmaları ile yaratmayı hazırlayacak gerekli kolaylıklar gösterilebilsin...

 

Sabahaddin Bey bu yöntemle girişimci üreticiler, gerçek eğitimciler yetiştireceğini düşünüyordu. Aydın ve pratik bilgilere sahip gençlerle, köylüler arasında iş ilişkileri kurarak Türkiye’de büyük bir refah ve medeniyet ülkesi yaratacağını umuyordu. Prensin savunduğu eğitim sistemi köy çocuklarını ücretsiz yatılı okutmak ve onları zorunlu hizmetle çalıştırmanın aksine, maddi durumları iyi olan aile çocuklarını, ülkemizin servetlerini en iyi şekilde işletecek girişimci, aktif gençler olarak yetiştirmeyi hedef almaktaydı.

 

Eserleri: Doruk ve Su, Teşebbüsi Şahsi ve Tevsii Mezuniyet Hakkında Bir İzah (1908), Teşebbüsi Şahsi ve Ademi Merkeziyet Hakkında İkinci Bir İzah (1908), İttihad ve Terakki Cemiyetine Açık Mektuplar, Mesleğimiz Hakkında Üçüncü ve Son Bir İzah (1911), Türkiye Nasıl Kurtarılabilir?  Mesleki İçtimai ve Programı (1965)

 

 

 

 

Son Güncelleme Tarihi : 21.02.2021 19:42:35
Yorumlar
Henüz Yazıya Yorum Yapılmamış. İstersen İlk Yorumu Sen Yapabilirsin.
    Yorum Yaz
Yazı Paylaş
Kategoriler
Sosyoloji Gündeminden Anında Haberdar olun.

Bültenimize Üye Olarak yayınlardan ilk siz haberdar olabilirsiniz