Zigmunt Bauman ve Postmodernizm

Zygmunt Bauman ve postmodernizm 

Zygmunt Bauman modernizm ve postmodernizm çalışmaları ile oldukça etkili bir isimdir. Polonyalı Yahudi bir aile de dünyaya gelen  Zygmunt  Bauman,  Yahudilerin zulme uğrayarak gaz odalarında toplu katliamların yaşandığı bir dönemde eşinin soykırımı anlatan kitabını okuyarak ‘’Holocaust’’ kavramını fazlasıyla düşünmeye başlamıştır. Holocaust  Bauman için modern toplumda akılcılığın, medeniyetin, kültürel kazançların yükseldiği bir zamanda gerçekleşerek araştırılması gereken ve tüm uygarlığın sorunu olan bir kavramdır. 

 

Zygmunt Bauman ve Modernlik  

Aydınlanma Düşüncesinin Batı Avrupa’da başlamasıyla modernizm, tarihsel gelişim içinde kapitalist ve komünist endüstriyel toplumun, sanat, edebiyat ve felsefe gibi postmodernizminde ilk belirleyicileri olarak görülen bir dönemdir. 

Bauman modernliği tinsel ve toplumsal bir ayrımla tanımlamaktadır. Geleceğin bugünden daha iyi olacağını vaat ederken yeterince iyi olunmadığı suçluluğunu ve beraberinde ümidi de modernizmin toplumsal anlamı bağlamında nitelemektedir. Tinsel anlamda ise varlık kavramının belirleyiciliği ile ulaşılmak istenilen kimliğinin sorumluluklarını yerine getirmiş olsa da her zaman yetişmesi gereken bir güç olduğunu anlatmaktadır. Durağanlık modernizme göre değildir koşar adım ilerlemek gerekmektedir. Sonu olmayan bir yarışın içinde olmaktır. 

 

Bauman’ın Moderniteye Eleştirel Bakışı 

Bauman modernitenin, farklılıkları toplumsal düzen içinde suç unsuru olarak görmekte ve sabit bir düzenin, kontrol etmenin ve sınıflandırmanın getirisi olarak nitelendirmektedir. Adalet, doğruluk ve akıl gibi evrensel kurallar modern anlayışın içinde barınsa da olumlu olmayan neticeleri de doğurmuştur. Postmodern  düzeni insanı korku ve yasaklardan kurtarıp farklılıklara saygı duyulan bir dönem olarak vurgulamıştır. Farklılıkların ilahi akışın bir parçası olarak düşünüldüğü modernite öncesi dönemden kontrol eden, denetleyen, düzen getiren moderniteyi kaos yaratılarak farklılıkların yok sayılmasını eleştirmektedir.  

Yahudi soykırımını eşiyle birlikte yaşayan biri olan Bauman katliamı modernitenin bir koşulu olarak görmektedir. Yahudilere uygulanan soykırımının toplumsal olarak gelişmiş modern bir ülkede yaşanmış olmasını tarih sürecinde basit olarak algılanmaması gerektiğini savunmaktadır. Batı Avrupa’da 17. yüzyılda ortaya çıkan modernizmi ‘’bahçe kültürü’’ olarak ifade etmektedir. Mükemmel ve düzenli bir bahçenin yabancı otların yayılmasını önlemek için temizlemek gerektiğini ve bunun yapıcı bir eylem olduğunu düşünmektedir. Modern anlayışın tıpkı bir bahçenin yabani otlarının ayıklanması gibi toplumun da ayıklanarak düzenlenmesi gerektiğini düşünen bir devlet anlayışı olduğunu vurgulamaktadır. Devletin korunması ve düzenin sağlanması için yabani ot olarak görülen toplumun bir kısmını dışarda tutmak gerekirse katledilerek tedbir alınmaktadır. İşte bu nedenle Bauman moderniteyi ırkçılık kavramı ile de düşünmektedir. (Şimşek, 2014)

 

Zygmunt Bauman ve Postmodernlik Anlayışı 

 Bauman’ a postmodern dönemi, modern dönemin bitişi gibi anlamlandırmamaktadır. Bauman’a göre sonuçlanamayan modernizmin büyülü hale getirilerek dünyaya sunulmasıdır. Postmodern dönem farklılıkları kabul ederek dışlama gibi bir etkinin söz konusu olamayacağını, aynılığı temsil eden modernliği de çoğulcu bir anlayışla bu kavramın içinde görmektedir. Bauman postmodernizmi düşmanı ile aynı evde yaşayan hasımlık gibi değerlendirmektedir. Bütün hayat tarzlarına müsaade eden postmodernizm buna rağmen diğer yaşam tarzlarının da izinsiz kullanılmaması gerektiğini tartışmaktadır.  

 

Bauman’a göre, postmodern anlayışta  geçici bir durum olarak değerlendirmediği mükemmelliğin sürekli devam etmesi gerektiğini bu bağlamda bu çabanın bizi atalarımızın uygulamaya geçtiği başlangıç noktalarına götürdüğünü ya da o şekilde göründüğünü ifade etmektedir. Bu süreçte herkesin üzerine düşen görevi yerine getirerek dersler çıkarması gerektiğini vurgulamaktadır. 

Bauman, postmodern koşullar içerisinde bireyleri, üretici olarak inşa edilen modernliğin aksine tüketici olarak görüldüğünü ve bu bağlamda sürekli deneyim arayan ve doyum sağlayamayan organizmalar olarak değerlendirmektedir. Daha evvelki tecrübelerine, alışılmışlıklarına çok az bağlılık gösterseler de kendilerini dengede tutabilen, güdüleyen ve kendilerine yetebilen kişiler olarak görmektedir. Postmodern  anlayış uygunluğu doğruluk modeli olarak ele almaktadır. Yeni deneyimleri bireyin ruhsal ve fiziksel olarak benimseyip değişimlere ayak uydurabilmesi ve durumunu koruyabilme yeteneği geliştirmesi uygunluk olarak nitelendirilmektedir. 

Küreselleşme sürecine de değinen Bauman kavramı dış dünyada olup bitenleri koşulsuz rıza göstererek kabullenme olarak değerlendirmektedir. Geri dönüşü olmayan bir süreç olduğunu ifade ederken teknolojik gelişmelerle birlikte dünyanın eskiden olduğu gibi bütüncül algılanmadığını zaman ve mesafe kavramının ortadan kaldırarak homojenleşmenin aksine kutuplaşmalara da yön verdiğini açıklamaktadır.  

  

Medyada Ötekileştirme
SUZAN YİĞİT ALPASLAN
Yorumlar
Henüz Yazıya Yorum Yapılmamış. İstersen İlk Yorumu Sen Yapabilirsin.
Yorum Yaz
SUZAN YİĞİT ALPASLAN
Merhaba, ben SUZAN YİĞİT ALPASLAN

Yazımı beğendiyseniz ne mutlu, sosyal medyada paylaşarak dergimize katkı sağlarsanız çok memnun oluruz.

Son Yazıları
Kategoriler
Sosyoloji Gündeminden Anında Haberdar olun.

Bültenimize Üye Olarak yayınlardan ilk siz haberdar olabilirsiniz