TOPLUMSAL SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNDE GELENEKSEL YAKLAŞIM

Birey olarak hepimiz toplum içerisinde yaşarız ve yaşadığımız toplumların kuralları ve kültürel özellikleri vardır. Gelenek ve göreneklerimiz de toplum kültürümüzü oluşturan temel öğelerin başında gelir. Daha aile ortamında iken gelenek, görenek ve kültürel etkileşimlerin içerisinde bulunuruz ki, toplumsallaşmamız da gelenek göreneklerimizin rolü çok büyüktür.

Toplumların varlıklarını korumaları, gelişimleri ve özgünlüklerini kaybetmemeleri, sahip oldukları değerlere bağlı kalınması, örf ve adetlerin unutulmamasına, sahip çıkılmasına bağlıdır. Çünkü toplumların bütünleşip kaynaşmasında tüm bu saydığımız unsurlar birleştirici rol oynar.

Aslında toplumsal ve sosyal düzenin devamlılığı, gelenek görenek örf ve adetlerimize sahip çıkmamızla birlikte toplumların benimsediği sevgi, saygı dürüstlük, ahlak ve güven anlayışlarımızı da sürdürmüş ve devam ettirmiş oluruz.

Günümüzde yaşadığımız toplumsal sorunların temelini araştırdığımızda bu sorunların, yukarıda saydığımız toplumsal değerlerimizin yok olması, özümüzden ve geleneklerimizden uzaklaşmış olmamız, geçmişle bağımızın kopması gibi sebeplerden kaynaklandığını görebiliriz.

Dünyada modernleşme olarak bildiğimiz, batılılaşma, özden uzaklaşma ve öz kültürüne yüz çevirme çabaları hepimizin de bildiği gibi 19.yüzyıl itibariyle Avrupa’da bir takım köklü değişimler ile ortaya çıkmış ve günümüzde de hızını kesmeden de devam etmektedir.

Modernleşme ile birlikte sahip olduğumuz toplumsal değerlerimizden uzaklaşıp, gelenek, görenek, örf ve adetlerimizi unutarak, daha bencil ve daha küçük dünyamızda kendimizi daha dar bir çerçeveye kısıtlamış durumdayız. Çünkü yukarıda saydığımız tüm değerlerimiz modernleşme önünde büyük bir engel olarak görülmektedir.

Modernleşme ile birlikte tüm alanlarda yaşadığımız yozlaşma ve yıpranmadan en çok aile kurumumuz nasibini almıştır.

 Aile kurumu toplumumuzun temelidir. Ailenin bozulması, sağlıklı aile yapısının korunamıyor olması beraberinde toplumun bozulmasını getirmektedir. Aile kurumunun bozulması ile birlikte toplumsal sorumluluklarını bilmeyen, disiplin, düzen ve görev bilinci oluşmayan, kısacası toplumsal yaşama hazırlanamayan, potansiyel suç örgütü üyesi bireyler yetişmektedir.

Bozulan aile düzeni sonrasında, yıkılan yuvalar ile birlikte, sokaklarda yaşamak zorunda kalan, bağımlılık, hırsızlık, kapkaç ve yankesicilik gibi birçok adi suçları işleyen kişi sayısı çığ gibi artmaktadır.

Öte yandan günümüzde yaşadığımız açlık, yoksulluk, işsizlik gibi sorunlarımızın temelinde modernleşme ile birlikte kaybettiğimiz yardımlaşma, toplumsal dayanışma ve akrabalık bağlarımızın zayıflaması ve sahip çıkamadığımız toplumsal değerlerimizden uzaklaşmamız yatar.

Tarihimize baktığımız da güçlü akrabalık ve toplumsal bağlarımızın olduğunu, yardımlaşmayı ve dayanışmayı önceleyen gelenek ve göreneklerimizin var olduğu görürüz. İşte bu var olan değerlerimizden uzaklaşmamızla birlikte, narsist ve ben merkezli, duygusuz ve ruhsuz bireylerden oluşan yeni bir nesil yetişmektedir. Böylesi bir durum, toplumumuzun geleceği için hiç de umut verici değildir.

Bizim inancımız ve geleneğimiz, yakınlarımıza karşı sorumlu olduğumuzu ve bu sorumluluğun gereğini yerine getirmemizi emreder. Akrabalar arası ilişkiler, sevgi, saygı ve ziyaretleşme gibi hususların yanı sıra sosyal hayatın her alanında karşılıklı yardımlaşmayı da gerektirir. Çünkü yakınlar arasındaki birlik beraberlik ve akrabalar arasındaki sıkı ve sıcak ilişkiler, toplumsal birlikteliği meydana getirmektedir.       

Gelişen ve değişen dünyada toplumsal gelişmeler ve yenileşmeler kaçınılmaz bir durumdur. Ancak gelişme ve yenilikler yapılırken mevcudu bozmadan, gelene ek yapılarak, sahip olunan toplumsal değerlere sahip çıkılarak yeni bir sosyal düzeninin sağlanması yeni problemlerin oluşmasının önüne geçecektir. Toplumsal sorunlarımızın çözümünde çareyi kaybettiğimiz sahip çıkamadığımız toplumsal değerlerimizde, uzaklaştığımız örf ve adetimiz de, gelenek ve göreneklerimizde aramak doğru bir arayış ve yaklaşım olacaktır.

Yorumlar
Henüz Yazıya Yorum Yapılmamış. İstersen İlk Yorumu Sen Yapabilirsin.
Yorum Yaz
Ahmet  Kasap
Merhaba, ben Ahmet  Kasap

Yazımı beğendiyseniz ne mutlu, sosyal medyada paylaşarak dergimize katkı sağlarsanız çok memnun oluruz.

Son Yazıları
Kategoriler
Sosyoloji Gündeminden Anında Haberdar olun.

Bültenimize Üye Olarak yayınlardan ilk siz haberdar olabilirsiniz