TOPLUMSAL DİNAMİZM - NE BAĞDAT ESKİ DİYAR NE DE ANALAR GAYRİ YÂR

NE BAĞDAT O DİYÂR, NE DE ANALAR GAYRİ YÂR

Sevgili Dostlarım;

Papatyaların; yemyeşil kırları bembeyaz inci deryası gibi süslediği Mayıs ayına saatler kala, SosyoLOG derginiz elinizdeyken verdiğiniz kahve molalarınıza eşlik etmeye geldim ben yine.

Bilirsiniz, söz konusu aile olunca zaman durur fakirin nârin sinesinde. Hani hep “dişi kuşun yaptığı” söylenen o yuvadır, şefkat dolu sevgi meyvelerinin; çocuklarımızın geleceğe dair umutlarımızın olgunlaştığı bahçe. “Aile Bahçesi” ve tabii ki hayat… Annelik mefhumunun karşı konulamaz üstünlüğü karşısında ulaşılabilecek en kıymetli menzil olan cennetin bile ayaklarına serildiği o yüce ayrıcalık!

Annelerimizi çok sevelim dostlar. Anne demek hayat demek, merhamet demek, marifet demek, büyük; ama öyle böyle değil çok, çok büyük bir nimet demek.

Hatta “anne” demek, yılın bir günü değil her günü sevilecek, her günü hatırlanacak olan demek. Hatta her insanın doğduğunda kesilen göbek bağının aksine, kalpten kalbe giden yolda, çelik halattan daha güçlü ama çok daha yumuşak ve bir o kadar sevgisel bağlılık, hayat boyu sürecek bir dua demek…

Annelerimizi koruyalım dostlar, bazen sevdiklerimizden, bazen sevenlerimizden, bazen pandemiden.” Anneler Günü” diye kutlanan bir gün değil, nefes aldığımız müddetçe canından kopan can olduğumuz o eli öpülesi analarımızı incitmeyelim. Babalarımızı ise hiç ama hiç unutmayalım.

Bundan 8 yıl önce bir Babalar Günü’nde, babasını kaybetmiş biri olarak yitirdikten sonra kıymet vermek yerine, yakınımızda, yanımızda, elimizin üstünde, sırtımızda, sıvazlayan elleri var iken onları hoş tutalım, hoş edelim, sözlerini buyruk bilip asla ikiletmeyelim.

Lâfın sırası gelmişken, materyalist ve pozitivist yaklaşımlar, yılın günlerini post-modern tüketim toplumunu manipüle etmek amacıyla alışveriş çılgınlıklarına temlik ederken, metafiziğe reddiye bağlamında algılamayı yadsıdıkları ölçülemez annelik duygusunun kıymeti karşısında her zaman olduğu gibi acziyet içerisinde olmaya mahkumdurlar. Adına hangi “–izm” derseniz deyiniz, ilahi buyruklar karşısında kıymeti harbiyeleri olmadı ve asla da olamayacak.

Her yıl Mayıs ayında kutlanılan (!) ,annelikten ziyâde, tüketim ve piyasa argümanı olarak var edilen suni bir “Anneler Günü” yerine, her günümüzü, bizleri canından besleyip büyüten, üzerimize titreyen “Annelerimizin Günü” olarak ilân etmeye, yaşamaya, yaşatmaya ve farkındalık oluşturmaya, çevremize de bunu aşılayıp anlatmaya var mısınız?

Bir çiçekle olmayan baharın müjdecisi, yine, o çiçektir.

O hâlde, hesap gününün yegâne sahibi olan Allah Azze ve Celle Yüce Kitabında hem anne hem de baba için evlâdın sorumluluğuna dair:

“…felâ tekul lehumâ uffin velâ tenherhumâ vekul lehumâ kavlen kerîmâ(n)…”
“Onlara “öf” bile deme, ve onları azarlama, onlara güzel söz söyle!”
[İSRA Suresi 23.Ayet]

Buyururken ne kadar ehem mühim bir yük altında olduğumuzu bizlere işaret etmekte ve peşinen ikaz etmekte değil midir?

Umulur ki akledenlerden olalım dostlar.

Hepinizin Ramazan Bayramı’nı şimdiden ve yürekten kutlar, sağlık ve esenlikler dilerim. 
Dua, Sevgi ve Muhabbetle…

 

Zafer Cebeci
Eğitimci Sosyolog-SMMM

 

Yorumlar

Henüz Yazıya Yorum Yapılmamış. İstersen İlk Yorumu Sen Yapabilirsin.
Son Yorumlar