SOSYAL HAYATIN YENİ HALİ

Günümüz insanını yoksun kaldığı ve farkında olmadığı değerler etiği toplumu bir parçadan bin parçaya bölmüştür. İnsan tabiatı gereği sosyal bir varlıktır. Bu bağlamda ait olma gereksinimi vardır. İnsanın ait olma gereksinimini karşılayamayan çekirdek aile, büyük aile, eğitim camiası deyim yerindeyse aciz kalmıştır. Sosyal medyanın günlük rutinler arasında ilk sırayı alması bu sebepten dolayıdır fakat yine de insan tam bir sosyal duyum (onay) alamamıştır. Bu boşluğun yarattığı stres, kaygı zamanla yerini beklentiye ve akabinde hüsranla sonuçlanan öfke duygusuna teslim etmiştir fakat yine de o açlık (onaylanamama) doyurulmadığı için günbegün kendini yeniden sosyal medya ağına tabiri caizse atmaktadır. Bu istekli arzu yeniden değer bulacağı ihtimalini kendinde barındırdığı için kişi bu kısır döngüde debelenip durmaktadır. Gazetelerin yerini ekran haberleri almakta, kitapların yerini kısa motivasyon cümleleri almaktadır. Eş dost ile akşam ev sohbetleri yerini mesajlaşma uygulamalarına bırakmıştır. Bütün bu teknolojik uğraş bize yine de o sıcak, samimi sosyalleşmeyi verememiştir. Eksik bir şeyler var hissi daimdir, kalıcıdır. Ne zaman ki fiziki bir sohbet ortamı insanı hoş hislere vardırır. Kişinin duygu dünyasına girer ve kalıcı bir hatıraya dönüşür. Bu ortamlara maruz kalarak büyüyen bizim kuşak ebeveynler olarak huzur buluruz fakat kendini şimdiki zamanın adetlerine kaptıran aileler içerisinde büyüyen dezavantajlı çocuklarımız maalesef toplumsal olarak bir intiharın eşiğindeler. Bu kısır döngünün aşılması için ülke genelinde seferberlik ilan edilse yadırganmamalı. Bu durumu fark eden meslektaşlarım ve duyarlı insanların artmasını temenni ediyorum. Sosyolog olan birinin gözünde kıymetli olan şey şudur: Değerler eğitimini kendi elleriyle yepyeni bir topluma yani toplumsal aidiyetten uzak, sığ ve bir o kadar ulaşılamaz yeni bir nesil icat etmiş olan bu zihniyetin farkına varmış olmalıdır. Kolları sıvayıp neredeyse tüm işlerini bırakıp topyekün ivedilikle harekete geçmek tuhaf olmasa gerek. Canım vatanımızı ve gençliğimizi bu zihniyete  teslim etmek en büyük ihanet olsa gerek. Farkında olmadan yaptığımız toplumsal bu davranışlar aile hayatını dışarıda bırakıp evin içine kimlerin, hangi düşüncelerin, hangi ideolojilerin pençesinde olduğumuzu fark etmek biz sosyologların önceliğidir. Yaşamın harala gürelesinde gözden kaçırdığımız toplumsal iş birliğinin tamamen kısır bırakılmak istenmesi belkide bundandır. Paniklemeden fakat acele ederek nesillerimizi yeniden birliktelik çerçevesine alarak ve bunu toplumun içselleştirmesi için zorlaştırmadan gençlerin ve yeni nesil ailelerin değerler örüntüsünü geçmişe bağlı kalarak fakat kolaylaştırarak yeniden inşa etmek mümkündür. Zaten kadim bir geleneksel toplum anlayışından geldiğimiz için bu birliktelik çok zor olmayacaktır kanımca. Toplumun sosyal medyadan, sığ haberlerden, içi boş safsatalardan uzaklaşması için değerler eğitimi kampanyaları yapılmalı il il dolaşılmalı, panayırlar kurulmalı ve buralara gençleri, çocukları ve yeni nesil aileleri teşvik edecek faaliyetler arttırılmalıdır. Ümitsiz değilim fakat kolay olduğunu da  söylemiyorum. Gayret her şeyin kolaylaşmasını sağlar. Coşkuyla faydacı bir toplumsal işbirliği ile başaracığımıza inanıyorum. Sevgiyle selamlıyorum.       

                                

                                                                                                           Sosyolog Aile Danışmanı Belgin Müzennet

Yorumlar
Henüz Yazıya Yorum Yapılmamış. İstersen İlk Yorumu Sen Yapabilirsin.
Yorum Yaz
BELGİN MÜZENNET
Merhaba, ben BELGİN MÜZENNET

Yazımı beğendiyseniz ne mutlu, sosyal medyada paylaşarak dergimize katkı sağlarsanız çok memnun oluruz.

Son Yazıları
Kategoriler
Sosyoloji Gündeminden Anında Haberdar olun.

Bültenimize Üye Olarak yayınlardan ilk siz haberdar olabilirsiniz