ŞİDDETTEKİ ALGI, ALGIDAKİ MANİPÜLASYONLAR

 

Ülkemizde şiddet olgusu gün geçtikçe direnç kazanarak artmakla kalmayıp; eğitim, yaş ve gelir düzeyi fark etmeksizin hayatımızın merkezinde konum almaktadır. Fiziksel, sözel, ekonomik, sosyal ve psikolojik gibi geniş bir spektruma sahip olan şiddet davranışının çok boyutlu ve kompleks bir karakteristiği bulunmaktadır. Zemininde yatan duygunun “öfke” oluşu ve nitekim tüm canlılarda mevcut bulunan bu duygunun tabii kabul görüldüğü. Zira “öfke kontrolünün” sağlanamıyor oluşunu muvazenesizlik olarak vasıflandırabilmemiz mümkündür. Toplumumuzda her geçen gün dozu artırılarak çocuklara, kadınlara, hayvanlara ve tüm canlılara karşı sergilendiğine şahitlik ettiğimiz şiddetteki artış  endeksinin en belirgin nedeni, aile yapımızın ağır hasara uğramış olmasıdır.

Bireysel ilişkilerimizin hedonistleşmesi, insanlık mefhumumuzun egosantrik bir hal alması ve algısal olarak rahmani düşünme yetimizden soyutlanmış olmamız şeklinde nitelendirebiliriz. Bir aile geliştirmek, muhtemelen dünyadaki en zor iştir. Bütün kaynaklarını tek bir ürün ortaya koymak için birleştirecek iki firmayı gerektirir. Sağlıklı iki firmayı! Çünkü aile bir topluma ışık tutan, şekil veren önemli bir mihenk taşıdır. Aile içerisindeki çocuk yarının belirleyicisi, toplumun refah habercisidir. Nitekim sıkıntılı aileler, sıkıntılı bireyler yetiştirirler ve böylece “özdeğerin” düşmesine sebep olarak; suçun, alkolizmin, uyuşturucu kullanımının, akıl hastalıklarının, sefaletin, asi gençliğin, terörizmin ve birçok sosyal sorunun artmasına katkıda bulunurlar. İçinde bulunduğumuz zamandan, okuduğumuz cinayetlerden, duyduğumuz vahşet olaylarından ve izlediğimiz haberlerden yola çıkarak, “hangi ara bu kadar cani olduk” kanısıyla, “çocuk değil canavar yetiştirir oduk” demek hiç de zor değil…

Peki ya başka bir perspektif olarak “Sanal Tehlike”

Çocuklarımızın ellerinde dolanan sanal uygulamalar, hayati önem arz eden oyunlar, tüm algıyı bozacak sosyal medya ve bu kavramın doğurduğu trajikomik meslek olarak sayılan “sosyal medya fenomenliği, filmler ve televizyon programlarında seyirciye altın tepside sunulan algı operasyonları, illegal suçlar, cinsellik, münferit olarak şiddet olaylarının tekerrüre düşmesi ve tahakküm ilişkilerinin normalleştirilmesi gibi daha nice etken…

Toplum olarak bir varyasyon geçirdik ya da geçirtildik!

Ne yazık ki birimizin acısı hepimizin ortak acısına denk düşerken, artık hangimizin  acısı kaçımızın umurunda veya hatırında?

Toplumca sorgulamamız gereken duygulara ve kaybettiğimiz değerlerimize ihtiyacımız var!

                                                                                                                                                                                                                                                                   Sosyolog - Aile Danışmanı

                                                                                                                                                                                                                                                                        Merve Aytekin Tahınç



Kaynakça: Kızmaz, Z. (2006) Şiddetin sosyo-kültürel kaynakları üzerine sosyolojik bir yaklaşım. Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi16(2)247-267

www.kriminoloji.com 2002

Virginia Satir İnsan Yaratmak

Yorumlar

Henüz Yazıya Yorum Yapılmamış. İstersen İlk Yorumu Sen Yapabilirsin.
Son Yorumlar