PLATON’DA DEMOKRASİ KAVRAMI VE DEMOKRASİYE ELEŞTİRİ

     Platon demokrasi hakkında “Bu düzen görünüşte düzenlerin en güzelidir. Türlü renklere boyanmış bir kaftan gibi, değişik insanları bir araya toplayan bu devlet de göze hoş gelebilir.”[1] ifadelerini kullanmıştır. İfadelerinde de haksız olduğunu söylemek pek mümkün değildir. Platon açısından demokrasiye olan eleştirel yaklaşımında Atina Devleti’nin demokrasisi tarafından idama mahkûm edilen Socrates’in etkisi olabilir. Sadece bu olaya bağlamak ise Platon gibi bir filozofun düşünce ve bilgi kapasitesini hafife almaktan başka bir şey değildir.

     Demokrasi, çok uzun bir zaman boyunca mevcut yönetim biçimlerinin en iyisi olarak görülmüş olabilir fakat mevcutların en iyisi olması, doğru ve tamamı ile gerçekleştirilebilir olduğu anlamına gelmemektedir. Demokrasi toplumlar tarafından fazla abartılmış bir yönetim biçimidir. Aynı zamanda lanse edildiği kadar da kusursuz, mantıklı ve sağlam temellere yerleştirilmiş bir yönetim biçimi de değildir. Tarih boyunca yaşanılan olaylarda da kusurlar, içerisindeki eşitlik uğruna feda edilen mantık ve liyakat gözler önündedir. Öncelikle bu yönetim sistemindeki mantıksızlığın ne olduğu düşünülmelidir. Devleti bir uçak olarak ele alıp bir değerlendirme ortaya konulabilir. Hava alanında bir uçak ve içerisinde de yüz kişinin bulunduğu bir durumda bu gruptaki kişiler tam anlamı ile birbirlerini tanımamaktadırlar. Uçağı kullanmak için ortada bir seçim vardır. Yolcu olarak orada bulunacak kişilerin oy ile kendilerine bir pilot seçmeleri mantıklı mıdır? Uçakta bulunanların hayatını etkileyecek bir yolculuk için pilot olacak kişi, uçağı kullanabilme becerisinden ziyade uçakta bulunanları ikna edebilme kabiliyeti ile pilot olma hakkını kazanacaktır. Seçilen kişinin uçağı kullanabilecek kabiliyette olma ihtimali de elbette vardır. Bu zor ihtimal ile böyle bir risk almak çok mantıksızdır. Bunun yanı sıra uçakta bulunan kişilerin de söz sahibi olabilmesi için belirli niteliklere sahip olması gerekmektedir. Bir kişinin hakkında hiçbir bilgisi olmadığı bir konuda söz sahibi olması da oldukça mantık dışıdır. Bu uçağı biri kullanacak ve birilerinin oyları ile olacaksa da bu oy hakkı olan kişilerin uçak hakkında yeteri kadar bilgili kişiler olması muhakkak gereklidir. Bu yönden bakılınca demokratik gözüken bu herkes için bulunan oy kullanma hakkı mantıksızlığının yanı sıra içerisinde liyakat ve adalet bulundurmayan bir haktır.

     Konuyu devletler nezdinde ele alırsak, demokrasilerde halkın iradesi ve halkın seçtiği kişi yönetim gücünü elinde bulundurur. Demokrasi ile yapılmış eşit bir seçim sonucunda halkın iradesini tam anlamı ile bir temsilden ziyade halkın çoğunluğu olarak bulunan kişilerinden oluşan bir topluluğun iradesinin temsili söz konusudur. Halkın çoğunluğunun ideolojisi ve düşünceleri sırf çoğunluk oldukları için doğru olmak zorunda değildir. Bu kişilerin düşünceleri ve verdikleri oy ile başa getirdikleri, devletin gelişmesi ve menfaatleri için doğru olmayabilir. Burada ifade edilenlerin aksine seçilen kişi doğru da olabilir, bu kazanan çoğunluğun ideolojisi devlet için faydalı da olabilir fakat buna rağmen seçilen kişiye oy veren kişilerin büyük çoğunluğu siyaset, devlet idaresi ve ekonomi konusunda neredeyse hiç bilgisi olmayan insanlardan oluşur.

    Bu seçim anlayışı içerisinde riskleri fazlası ile barındırır. Seçim ile verilen bir kararını doğru sonuçlar doğuracağı düşüncesi tamamen ütopiktir. Seçim hakkı toplumlar için kötüyü seçme olanağını da ortaya çıkarmaktadır. Diğer devlet yönetimi ile ilgili benimsenmiş anlayışlar da içerisinde belirli riskler barındırmaktadır bu inkâr edilemez, fakat demokrasi de içerisinde bunları, belki de çok daha fazlalarını bulundurmaktadır. Bu riskin olumsuz sonuçlarından biri olarak Adolf Hitler veya Saddam Hüseyin örnekleri çoğu kez insanların karşısına çıkar. Saddam Hüseyin örneğini bu kapsam içerisine almak yanlıştır çünkü Saddam Hüseyin, kendisinin elinde bulundurduğu istihbarat gücü ile oluşturduğu korku dolu bir halk sayesinde oy ile başa gelmiştir. Burada kullanılan oylar da pek demokrasi kapsamında var sayılamaz. Saddam Hüseyin, diktatör olarak ele alınabilecek büyük bir örnek olsa da demokrasinin getirdiği bir diktatör olduğunu iddia etmek demokrasiye karşı haksız ve taraflı bir örnek olur. Saddam Hüseyin’in yanı sıra dönemin Almanya Cumhurbaşkanı Hindeburg’un ölümünden sonra Hitler’in boş kalan Cumhurbaşkanlığı makamına yükselişi için halka sunulan oylama ile gelmiş olması bir örnek olarak verilebilir. Referandum sonucunda yüzde doksanlara yakın evet oyu ile açık ara halk tarafından başa geçme hakkını elde eden Adolf Hitler’in seçim sonrası ortaya koyduğu vahşet olarak görülen birçok olay ile akıllarda kaldığı bariz bir şekilde ortadadır. Adolf Hitler, makamına referandum ile yükselen bir diktatör olarak tarihin sayfalarında yerini almıştır. Adolf Hitler örneğinde bariz şekilde görüldüğü gibi halkın yaptığı seçim kesin olarak doğru bir tercih olarak karşımıza çıkmaz. Bunun yanı sıra doğrular da kişiden kişiye değişebilir. Bazıları için milliyetçi bir anlayış ve bu doğrultudaki bir lider doğru tercih olurken bazıları için de sosyalist bir anlayış ve lider doğru tercihtir. Fakat hiçbir bilgisi olmamasına rağmen söz sahibi olup, oy kullananların yönelimleri hiçbir zaman devlet için kesin olarak doğru ve faydalı olamayacaktır. Çoğunluğunu istediği söz sahibi olduğu sürece de çoğunluk genelde çıkar ilişkileri ile sağlanmaya mahkûm olacaktır.

      “Bir devlet adamının nasıl yetişmesi, ne bilgiler edinmesi gerektiği düşünülmez. Kendimize halkın dostu dedirmemiz yeter; bütün şerefler kazanılır bulunla.”[2] Devleti yönetebilecek kabiliyeti kazanmak demokrasi için hiçbir zaman birinci belirleyen olmayacaktır. Demokrasilerde başa geçebilmek için hitabet gücü neredeyse devletin iyiliği için yapılacak her şeyden daha öncelikli bir haldedir. Böyle bir önceliğin gözler önünde olduğu bir sistemde de mevcut koltuk için gerekli vasıfları karşılayacak bir kişinin gelip gelmeyeceği tamamen şansa kalmaktadır. Toplumların gelişimi, değişimi ve geleceği için böyle büyük bir makamın şansa bırakılması da kabul edilemezdir. Devlet yönetimine oy ile gelen yeterli becerisi olmayan ve kötü kişiler devletleri günden güne dibe doğru çekmeye devam edecektir. Seçilen yanlış kişiler yönetimdeyken yargıyı kendileri atayacak ve her ne kadar dışarıdan güçler ayrılığı ile denetim altında gözüken bir sistemden söz edilse de sadece bu sözde kalacaktır. Kurumların birbirinden bağımsız olması gerekmektedir. Kurumlar bağımsız olmasının yanı sıra kendi içerisinde de liyakat ile düzenlenmiş bir yönetim ve iş dağılımını ortaya koymalıdır. Demokrasi eşitliği vaat ederek bu liyakat anlayışını arka plana itmektedir. Bunun yanı sıra demokrasiler artık eşitlik gibi vaat ettiklerini ortaya koymamaktadır. Zaman geçtikçe demokrasi seçilenin istediğini yaptığı bir sistem olma yoluna girmiştir. İçinde vaat ettiği eşitlik soylu sınıfının tek başına yönetimi elinde bulundurma gücünü yok ederken bir yandan da kabiliyetin gerekliliğini ortadan kaldırarak doğru zannedilen yanlış bir yola girmiştir. Demokrasiler girdiği yolda eninde sonunda kötülere ve vasıfsızlara güç verecektir. Demokrasi diye adlandırılan yönetim elbet bir gün oklokrasiye dönüşmeye mecburdur. Demokrasinin ve zamanla evrilerek haline geldiği oklokrasinin dezavantajlarını ortadan kaldırabilecek liyakat temelli sistem meritokrasidir. Bu sistem gerek özü gibi oligarşi ile ya da monarşinin altında kurulmuş meritlerin oluşturduğu konsey ile tesis edilmelidir. Sistemin ismi değil işleyişi önemlidir. Yönetim için gerekli olan öncelik kabiliyettir. Demokrasi bu önceliği sağlayamamaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA

PLATON. Devlet, çev. Sabahattin Eyüboğlu ve M. Ali Cimcoz, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2020.

 

 

[1] Platon, Devlet, çev. Sabahattin Eyüboğlu ve M. Ali Cimcoz, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2020, s. 285.

[2] Platon, Devlet, s. 286.

Yorumlar
Henüz Yazıya Yorum Yapılmamış. İstersen İlk Yorumu Sen Yapabilirsin.
Yorum Yaz
MERİH ÜSTÜNOL
Merhaba, ben MERİH ÜSTÜNOL

Yazımı beğendiyseniz ne mutlu, sosyal medyada paylaşarak dergimize katkı sağlarsanız çok memnun oluruz.

Kategoriler
Sosyoloji Gündeminden Anında Haberdar olun.

Bültenimize Üye Olarak yayınlardan ilk siz haberdar olabilirsiniz