PAYIMIZA DÜŞEN DARBE OLDU

Tarihte  darbenin ilk ortaya çıkış noktasını ele alalım.Tarihte ilk darbe ihtilâllerin ve diktatörlerin de ilham kaynağı olan Batı uygarlığının siyasi anlamda temel taşlarından biri kabul edilen Eski  Yunan  M.Ö. 6 yüzyılda ortaya çıkan Pisistratus,  çeşitli hilelere başvurarak bir hükümet darbesi ile iktidarı ele geçirerek tarihe ilk imzayı attı.

Asker kökenli  ve asil sınıfından olan Pisistratus fakir halkın liderliğine  soyunanlar  arasında en istekli olandı.Akıcı bir konuşması vardı. En büyük rakipleri ise aristokratlar ve sanayicilerdi.Geniş topraklara sahip olan aristokratlar ellerinden alınan güce ve verdikleri ödünç paralara yanıyordu.Dönemin önemli ismi kanun koyucu Solon her ne kadar ülke için geçici sükunet sağlamış olsa da ülkeyi terk ettikten sonra aynı karışıklıklar devam etmiş.Pisistratus stasis ortamından  faydalanarak ilk hilesini yaptı.Üzerine kan lekesi sürerek yaralanmış  süsü verdi.Pazar yerinde halkın arasına karışarak bunu kendisine zenginlerin yani fakir halkın düşmanlarının  yaptığını kendisinin fakir halkın yanında olduğunu söyledi.Solonu bile kandırarak adamlarından bir tanesi  50 kişilik muhafız gurubu oluşturdu.Fakir halk, Pisistratus´a bağlanmış ve zenginler de ona karşı koymaktan çekiniyordu. Pisistratus, şehrin kalelerini ele geçirip tiranlığını ilan ettiği güne kadar,onun neler yapabileceğini kimse fark etmedi.Türkiye'de  benzer şekilde yapılan askeri darbe ve ihtilallerin  hükümeti bir şekilde hile ve aldatmayla birçok olaya sahne olduğunu gördük.Nitekim bu hukuk dışı ve belli başlı kişilerin çıkarları doğrultusunda yapılan darbe masum insanların hayatlarının yıkılmasına, milletimizi en yüce en şerefli ordusuyla karşı karşıya getirmiştir.En hüzün verici hadiselerden biri de;1980 ihtilalinde  Orhan Yılmaz,Mustafa Şahin ve İsmail Kızıl ağabeylerimizi mahalleden de birçok kişiyi asker tarafından alınıp götürüldü,nereye götürüldükleri belli değil …Balıkesir Müdür yardımcısını götürdüler üç ay sonra zamanın devrik belediye başkanı tarafından bulundu…Akyar mahallesinden ülkücü  bir abi anlatıyor.Bir onbaşı,zurnanın son deliği koca bir ilçeyi tek ayak üzerinde duruyordu.Alpaslan Türkeş’i Ülkücüler Eskişehir ‘e sakladı.Gerekirse savaşacaklar Türkeş'i vermeyeceklerdi.Devlet adamı olduğunu bir kez daha gösterip Ülkücü gençliği orada tuttu.Yoksa kan gövdeyi götürdü.O dönemlerde 17 yaşındaki çocukların yaşlarını gece büyütüp sabah astılar,yürek dayanmaz buna…

Türkiye Cumhuriyeti'nin  kuruluşuna kadar gelinen noktada yaşlısıyla genciyle yokluk içinde nice canlar verildikten sonra her karış toprağın kanlarla sulanarak bir milletin dirilişine, yeniden doğuşuna tanıklık edecekken  payımıza düşen DARBE oldu.İstiklal marşındaki o anlamlı bir o kadarda canlı sözlerle yazımı bitirmek istiyorum

Bastığın yerleri “toprak“diyerek geçme,tanı:

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.

Sen şehit oğlusun ,incitme yazıktır ,atanı:

Verme ,dünyaları alsan da,bu cennet vatanı.

Kaynakça:

HAKAN YILMAZ  7.BASKI ,EKİM 2014,İSTANBUL  Sistem MATBAACILIK

MEHMET TOZAN    KARESİ MAH.BALIKESİR

Yorumlar
Henüz Yazıya Yorum Yapılmamış. İstersen İlk Yorumu Sen Yapabilirsin.
Yorum Yaz
Ceylan Sürül
Merhaba, ben Ceylan Sürül

Yazımı beğendiyseniz ne mutlu, sosyal medyada paylaşarak dergimize katkı sağlarsanız çok memnun oluruz.

Kategoriler
Sosyoloji Gündeminden Anında Haberdar olun.

Bültenimize Üye Olarak yayınlardan ilk siz haberdar olabilirsiniz