OKUL ÖNCESİ ÇOCUKLARDA TEKNOLOJİ KULLANIMI

İnsanın en önemli iletişim aracı ve kendini diğer insanlardan farklı kılan en önemli olgu dildir. Dil, iletişimin sağlanmasında ve devam ettirilmesinde en önemli araçtır. Dil ile düşünür duygularımızı ifade ederiz. Öyle ki toplumların kültür oluşturmalarında önemli bir yeri vardır. Daha bebeklikten hatta anne karnındayken algılamaya ve iletişim kurmaya başlamamızı sağlayan dil, okul öncesi dönemde çok önemli bir yere sahiptir. Bu dönemde çocukların kişilik gelişimi, duygusal, sosyal, bilişsel, dil ve akademik gelişimi büyük oranda tamamlanır. Çocuklar ilk dil gelişimini ailede kazanır ve okulla devam eder. Hayatımıza teknolojinin girişiyle çocukların dil gelişimi üzerinde önemli değişiklikler yaşanmış ve yaşanmaya devam etmektedir. 2-4 yaş arasındaki çocuklar hızla dil gelişimine devam ederler. Bu dönemde teknolojik araçlar ve kullanım şekilleri dil gelişimleri üzerinde önemli etkiler bırakır. Bebeklikten itibaren dil gelişimine yardımcı olan ebeveyn veya bakım vereni ne kadar iletişim halinde olursa çocuk o kadar aktif iletişime sahip olacaktır. Diğer türlü bebeklikten itibaren ekranlara ve teknolojik araçlara maruz kalmış çocuklar dil gelişimi durağanlaştığı gibi gerileyebilmektedir.

Okul öncesi çocuklar daha çok fiziksel aktivitelere, duygusal paylaşımlara ihtiyaç duyarlar. Çocukları tv, tablet, akıllı telefonlara maruz bırakmak onların zihin gücüne ket vurmaktır. Kreş ve anaokullarında teknolojik araçlar gelişmişlik belirtisi olarak görülmektedir.  Kreş ve anaokullarında eğitimde artık kullanılan teknolojik aletler bilinçli öğretmenler ve görevliler tarafından çocukların gelişim evrelerine ve yararlılık düzeyine göre uygun sürelerle kullanılmalıdır. Birçok ebeveyn artık günümüzde teknolojiyi elzem olarak görmekte ve çocuklarını sakınmamaktadırlar. Böyle ailelerin çocuklarında genellikle bilişsel, duyusal, algısal ve fiziksel problemler ortaya çıkabilmektedir.

Piaget’e göre 3-7 yaş dönemi çocuklar neyin hayal neyin gerçek olduğunu ayırt edememektedir. Filmlerde, çizgi filmlerde, oyunlarda olan olayların gerçek mi hayal ürünü mü olduğunu ayırt edemeyen çocuklar bunları sonucunun ne olacağını bilmeden gerçek yaşama uyarlamaktadır. Haberlere konu olan ve kendini Süperman (örümcek adam) zanneden çocuğun yüksek katlı bir binadan atlaması bunun en açık örneğidir. Yaşına uygun olmayan cinsel objelere maruz kalan çocuklar anlamlandıramadığı olgular ruhunda kapanmaz derin yaralar bırakabilir. Kendini kötü bir karakterle özdeşleştirip gelecekte o kişi olabilmenin hayalini kurabilir.

Dünyada hızlı bir şekilde küresel kültürlenme yolunda ilerlemektedir. Dünyanın bir ucundan diğer ucuna her an her bilgiye ulaşmak kolay ve mümkün hale gelmiştir. Bu durumda dış sosyalleşmeye başlayan okul öncesi çocuklar kendi değer ve kültürden uzaklaşabilir. Birçok aile kuramlarında ve özellikle Sistemik, Yapısal aile kuramlarından Bowen, Munichin gibi kuramcılar ailenin ve değerlerin önemi üzerinde durmaktadır. Toplumu oluşturan aile ve ailenin bireyleridir. Her toplumun kendi dili, dini, inancı, yaşantısı kültürlerini ve değerlerini oluşturmaktadır. Bu nedenle okul öncesi yaşlarda sosyalleşme ekranlarla, internetle olmamalıdır. Çocuklar kültür ve değerlerini birincil elden aileden almalıdır. Sosyalleşme aile içinde başlar okulla devam eder. Ailede sağlıklı bir sosyalleşme ve kültürlenme sağlanırsa çocuklar sağlıklı bir kimlik geliştirir. Sürekli yabancı kaynaklı ekranlarla zaman geçiren çocuklarda kendi kültürlerine yabancılaşma ve aileden uzaklaşma şeklinde davranışlar görülmektedir. Bunu davranış, giyim tarzına yaşam şekline dönüşmekte ve gerçekle yüzleşen gençlerde kimlik bunalımı ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle sağlıklı bir gelişim için kitle iletişim araçları kontrollü ve uygun şekilde kullanılmalıdır.

Dijital oyunların, çocuk ve ergenlerde psikolojik travma, olumsuz kimlik gelişimi, kişilik bozuklukları, yalnızlaşma, yabancılaşma ve toplumsal olaylara karşı duyarsızlaşmaya neden olabildiği araştırmaların sonucu ortaya çıkmıştır. Dijital oyunların etkisi okul öncesi çocuklarda daha çok etkili olmaktadır. Rekabet ve kıyaslama oyunları daha beynin üst bölümü yani akıl ve mantık yürütme becerisi gelişimini tamamlanmamış çocuklarda agresif ve saldırgan davranışlara sebep olmaktadır. Akran zorbalığına buna bir örnektir.

Ebeveynler okul öncesi çocukların teknolojiyi kullanımı hakkında çeşitli görüşlere sahiptirler. Bilinçli aileler çocuklarına kural koyarak denetimli bir şekilde kullanımını, içerikleri seçerek ve hazır bulunuşluklarına uygun teknolojilerle ve süre kısıtlamasına giderek kontrollü bir şekilde gelişimlerini destekler ve eşlik ederek sağlıklı yönlendirmeler yaparlar. Okul veya kreş ortamlarını da ona göre imkanlar dahilinde seçerler.

Bir kısım ebeveyn çocukların teknoloji ile ilgili her imkanı sunarak denetlemekten uzak her türlü teknolojik kirliliğe maruz kalmasına müsaade eder. Gevşek aile tipleri genelde bu şekilde davranarak çocuğun gelişimine isteyerek ya da istemeden zarar vermektedir. Bir başka şekli ise teknolojiyle iç içe yaşamın artık kaçınılmaz olduğunu düşünüp teslim olan ailelerden oluşmaktadır. Genelde bu aileler 3 yaşındaki çocuğunun pc den oyun açmasını ve denetimsiz hareket etmesini bir zeka belirtisi olarak görmektedirler.

Bir başka ebeveyn şekli ise arada kalmış ebeveynlerdir. Çocuklarını teknolojiden korumak isterler fakat çağın gerisinde kalmaktan da korkarlar. Kaygı düzeyleri yüksektir.

Toplumlarda artık kaçınılmaz olan eğitimde teknolojilerin kullanılmasıdır. Teknolojilerin okul öncesi çocuklar için yararları kadar zararları da vardır. Dünya o kadar teknolojiye evrilirken insanların bunu eğitim için kullanmaları büyük kolaylık olarak görülmektedir. Hele ki 2019 sonu ve 2021 arası yaşanan pandemi döneminde teknolojinin varlığı büyük kolaylık sağlamıştır. Fakat bunun yanında eğitimin internet üzerinden verilmesi çocuklarda birçok soruna da sebep olmuştur. Denetimsiz ve uzun süreli ekrana maruz kalınması çocuklarda sosyal ve bilişsel problemler çıkardığı gibi sağlık açısından da büyük problemler ortaya çıkarmıştır.. Eğitimde kullanılan teknolojik araçlar, öğretmenin ve evde eğitime katkı sağlayan velilerin denetiminde ve çocukların yaşına uygun süreye dikkat edilerek kullandırılmalıdır. Tüik’in verilerine göre çocukların internet kullanım amaçları arasında %86,2 ile çevrimiçi derse katılma ilk sırada yer almaktadır.

Teknolojik aletlerin kontrolsüz kullanımı yüzünden çocukların karşılaşılabileceği problemler şunlardır: uygunsuz içeriklere maruz kalınması, zararlı alışkanlıklara yönelmesi, akademik başarının düşmesi, sosyalleşememesi, aile  işlevlerinin bozulması, istismara ve siber dolandırıcılığa maruz kalması, suça karışması, argo sözcük kullanımının artması, konuşma ve yazma becerilerinin bozulması, insanlarla ilişkilerinin bozulması, beslenme alışkanlıklarının bozulması, obezite gibi kronik hastalıkların ortaya çıkması, depresyon, anksiyete bozukluğu gibi psikolojik bozukluklar yaşaması, dijital oyunlarda para kazanılması nedeniyle eğitime devam etmeye gerek görmemesi, bahis oyunlarına yönelmesi, kumar alışkanlığı edinmesi gibi.

Okul öncesi çocukların sağlıklı, sosyal, duygusal, fiziksel, bilişsel ve dil gelişimleri desteklemek için ebeveynlerin dikkat etmesi gereken noktalar şunlardır:

  • Ebeveynler zorda kalınca çocuklarını kendilerinden uzaklaştırmak için akıllı telefon, tablet  tv gibi teknolojik araçlara maruz bırakmamalı,
  • Ebeveynler çocuklarının arkadaş ortamlarından sağlıklı müdahalelerle haberdar olmalı,
  • Teknolojik cihazlar, ödül veya ceza olarak sunulmamalı,
  • Eğer bir teknolojik aletle oyun oynanacaksa süre kısıtlaması uygulanmalı, çocuğun anlayacağı şekilde anlatılmalıdır,
  • Oynanacak oyun ya da izlenecek içerikler ebeveynler tarafından belirlenmeli ve beraber oynanmalı veya izlenmeli,
  • Ebeveynler çocuklar için rol model olduklarından çocukların yanında kullanım sürelerine dikkat etmelidir,
  • Teknolojiye alternatif olarak evde hep beraber oynanacak oyunlar ve etkinlikler olmalıdır,
  • Çocukların odalarında teknolojik cihazlar bulundurulmamalıdır,
  • Çocuklara bir şeyler yaptırabilmek adına ekrana maruz bırakmamalıdır,
  • Sosyal hayatın, kitaplarla ilgilenmenin, insanlarla iletişim kurmanın, ailecek güzel saatler geçirmenin güzelliklerine farkındalık kazandırılmalı,
  • Çocukları sosyal medyanın kandırıcı renkli dünyasından uzak tutmalı , kendi renkli dünyalarını aile fertleriyle beraber kurmalıdır,
  • Çocukların gönderildiği kreş ve anaokullarındaki teknolojik cihazlardan, kullanım amaçlarından ve içeriklerden haberdar olunmalıdır.

Sonuç olarak günümüzde ebeveyn olmak çok zor ve gün geçtikçe daha da zorlaşmaktadır. Yetişkin bireylerin bile teknolojiyle büyük bir imtihanı varken daha kendini koruyamayan okul öncesi çocukların durumu daha zordur. Teknoloji hayatımızı kolaylaştırırken bir yandan da çocuk eğitimi konusunda tutum ve davranışlarımızı zora sokmaktadır. Ebeveynler olarak çocuklara her koşulda duyulan sevgi, ilgi ve tutarlılık onların yanlış yapmasını önleyecektir. Çocuklar için somut olarak gösterilen sevgi, sanal alemden daha etkili olacaktır.

Saygılarımla Sefa Nur Gürsul 

Aile Danışmanı/Sosyolog 

Yorumlar
Henüz Yazıya Yorum Yapılmamış. İstersen İlk Yorumu Sen Yapabilirsin.
Yorum Yaz
SEFA NUR GÜRSUL
Merhaba, ben SEFA NUR GÜRSUL

Yazımı beğendiyseniz ne mutlu, sosyal medyada paylaşarak dergimize katkı sağlarsanız çok memnun oluruz.

Kategoriler
Sosyoloji Gündeminden Anında Haberdar olun.

Bültenimize Üye Olarak yayınlardan ilk siz haberdar olabilirsiniz