Nefret Söylemi ve medya

Nefret Söylemi ve Medya 

Nefret söylemi kavramını tanımlarken birçok ifadeye başvurulmasına karşın, ‘Bir kişinin din, dil, etnik kimlik, engellilik, yaş, cinsiyet, cinsel yönelimini hedef alan önyargıya dayalı olumsuz ve saldırgan ifadelerdir’, söylemiyle tanımlayabileceğimiz, üzerinde karara bağlanmış bir tanımı yoktur. 1997 yılında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin Tavsiye Kurulu  Kararı’nda nefret söylemi; Irkçı nefreti, yabancı düşmanlığını, Yahudi düşmanlığını veya azınlıklara, göçmenlere ve göçmen kökenli insanlara yönelik saldırgan ulusalcılık ve etnik merkezcilik, ayrımcılık ve düşmanlık şeklinde ifadesini bulan, dinsel hoşgörüsüzlük dahil olmak üzere hoşgörüsüzlüğe dayalı başka nefret biçimlerini yayan, teşvik eden, savunan veya meşrulaştıran her tür ifade biçimini kapsayacak şekilde anlaşılacaktır.” şeklinde tanımıdır. 

  Nefret söylemi hedef almakta, ötekileştirmekte ve düşmanlaştırmaktadır. Bir söylemle karşılaştığımızda herhangi bir kimliğin hedef alınması bu kimliğe yaklaşım, bu yaklaşımın etkileri ve sonuçları nefret söylemini doğurabilir. Nefret bir kimsenin kötülüğünü istemeye yönelik duygu, tiksinme ya da tiksinti, hoşgörüsüzlük demektir. Toplumsal cinsiyet içindeki çalışmalar nefret söylemine karşı direnç olarak kurgulanarak (ırkçı nefret, yabancı düşmanlığı, antisemitizm, hoşgörüsüzlüğe dayalı her türlü nefret biçimlerini yayan haklı gösteren hoşgörüsüzlük içinde antisemitik, homofobiklik (argo sözcükler ve hakaretler) alt kültür gruplarının, çoğunluğun içine girmeyen ve ideal yurttaş tanımı dışında tutulan her kesimin nefret söyleminin hedefi hale gelmesinin zeminini hazırlamıştır.  

Aristo nefreti ‘Ayırt edici özelliğinden muaf olarak yani nefret eden insanın acıya karşı empati yoksunluğu vardır’. şeklinde nitelendirmektedir. Öfkeli insan ile nefret duyan insan arasındaki farka değinirken öfkenin acı ile birlikte olduğunu ancak nefretin bu kapsama girmediğini, öfkeli insanın acı duyabildiğini, nefret edenin duymadığını belirtmektedir. Etiğin kurucu bileşenlerinden olan acıma duygusu ve merhamet duygusu ele alındığında, öfkeli insan her ne kadar insanlığını korumaya çalışsa da bir süre sonra nefrete yenildiğinde bu acıma duygusundan arınabilmektedir. 

Nefret Suçları 

     Bir kişiye veya bir gruba karşı ırk, dil, din, cinsel yönelim, cinsiyet, cinsiyet kimliği gibi önyargı doğurabilecek bir özellikten ötürü kasti olarak işlenen suçların genel adı nefret suçu, bu durumda söylenen söylemde nefret söylemidir. Eski zamanlardan günümüze farklılıklara tepki duyma sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.

‘Bir kişi ya da gruba, ait olduğu kimliği, inancı, politik görüşü, cinsiyeti ya da cinsel yönelimi gibi nedenlerle, farklı biçimlerde zarar verme amacıyla saldırılması sonucunda oluşan suçlar genel olarak ‘nefret suçları’ olarak adlandırılmaktadır’. (Göregenli, 2013)

Nefret söylemi nefret suçuna giden sürecin çıkış noktası yani nefret suçunun önünü açan tahammülsüzlüğün, hoşgörüsüzlüğün bir tür dışavurumu, hedef alma gruba ‘size toplumda yer yok’ mesajı vermektedir. Bu da demokratik düzenin yıpranmasına zemin hazırlayarak insanın bağımsız yaşam hakkına zarar vermektedir. İfade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmeyen nefret söylemi iki temele dayandırılmaktadır. Birincisi temel hak ve özgürlükleri yok sayarak, yok etmeye yönelik olan bir tür hakkı kötüye kullanım, ikincisi nefret içerikli söylemlerle hak ve özgürlüklerin çelişmesi nedeni ile nefret söyleminin sınırlandırılmasıdır. Sınırlandırılmayan nefret söylemlerinin hedef alınan kişi veya grupların her türlü benliklerine saldırının önü açılarak, ayrımcı davranışın uzun dönemde devam etmesine sebep olmaktadır. Sınırlandırılmamasında ise kişiyi ya da grubu incitmek, alçaltmak, değersizleştirmek, mağdur etmek vs. gibi etkenlerle bu gruplara karşı düşmanlığın arttırılması amaçlanmaktadır. Nefret söyleminin yol açabileceği ifadenin tehlikeli olduğu kişi veya gruba yönelik olumsuz özellikler, kişi veya grubun varoluşunun hoş karşılanmayışı, nefret söyleminin doğrudan şiddete davetiye çıkaran söylem oluşu, diğerleri ile eşit şartlarda yaşayamayacağı mesajını vermek de yine aynı amaca hizmet etmektedir.

Günümüzde iletişimi, bilgi teknolojileri çerçevesinde değerlendirdiğimizde, basının, internetin ve çevrimiçi haberlerin, doğru bilgi garantisi vermediği düşünülerek, herkesin haber izlemek için internete girdiği varsayımıyla güvenilir kaynak arayışının devam ettiği görülmektedir. 

Yorumlar
Henüz Yazıya Yorum Yapılmamış. İstersen İlk Yorumu Sen Yapabilirsin.
Yorum Yaz
SUZAN YİĞİT ALPASLAN
Merhaba, ben SUZAN YİĞİT ALPASLAN

Yazımı beğendiyseniz ne mutlu, sosyal medyada paylaşarak dergimize katkı sağlarsanız çok memnun oluruz.

Son Yazıları
Kategoriler
Sosyoloji Gündeminden Anında Haberdar olun.

Bültenimize Üye Olarak yayınlardan ilk siz haberdar olabilirsiniz