Medyada Ötekileştirme

Medyada Ötekileştirme:

Nefret söylemi her koşulda ötekileştiren bir söylem olmuştur. ‘Söylem, saf sezgiden zihinsel çıkarıma varmak, bir gerçekliği kurarak ana konu hakkında ayrıntılı konuşma demektir’. Nefret ötekinin istenmeyen varlığına karşı bir tutum olmaktadır. Ötekileştirme, haberlere ayrılan başlık, spot, fotoğraflar, yorumlar, sayfa düzenine kadar uzanmaktadır. Eleştirel söylem çözümlemesi olarak değerlendirdiğimizde bazı gruplara çok az yer verildiği bazılarına hiç yer verilmediği görülmektedir. Azınlıklar ile ilgili söylemlerde kullanıcılar, ayrımcılık sözleri kullanmadan ‘ama’ ile başlayan cümlelerin kurulması ‘mültecilere karşı değilim ama’ gibi ifadelerde   gizli nefret söylemi içermektedir.

Nefret söylemi içeren ifadelere bakıldığında etnik, dinsel, cinsellik, mezhep, çoğunlukçu değerlere uymayanlar, birtakım damgalanmalarla da görülmektedir. Ulusal, bütünleştirici kimliğin tanımı dışında kalanlar, yabancı düşmanlığını var ederek toplum tarafından kullanılan hakaret, aşağılama, düşmanca söylemlerin olması, yorumların dinlenmesi ile, haber arasındaki fark mülteci ile göçmenlere yönelik kullanılan sıfatlar, sayfa düzeni gibi unsurlar nefret söylemi içermektedir.

Nefret söylemi hızlı yayılan dijitallik, etkileşimsellik, sanallık, multimedya çeşitliliği, gibi özellikleri nedeni ile yeni medyada sosyal medyada hızlı ve kolay üretilmektedir. Bir grup hedef gösterilip aşağılanarak, diğer yandan nefret söylemini üreten gruba ciddi bir güç ve önem atfedilmektedir. Bazı gruplar değerlerini bu yolla arttırarak, diğer tarafın değersizleştirme ve itibarsızlaştırma sürecine karşı tarafın dahil olmasıyla hayali cemaatler yaratılmaktadır. Çok büyük tehdit oluşturan insanların birbirlerini tahrik ederek ırkçılık, tetikçilik, linç kampanyaları ile kötü sonuçlar doğmasına sebebiyet vermektedir. (Kırlı, 2020)

Yeni medyanın içerik üreten kullanıcılara yer açması, nefret söylemlerinin üretilmesi, kitle toplumu içinde var olmadan kendini yenilmez hissederek tek başına iken yapamayacaklarının kitle içinde yapabilirlik kazandırması, denetleme noktasında sıkıntıların varlığı kriz durumu yaratmaktadır.

Medya devletin ideolojik bir aygıtıdır. Hedef haline getirdiği grupları kamu güvenliğini tehdit edici potansiyel bir risk gibi göstererek, diğer gruplara karşı edinilen önyargıyı pekiştirmektedir. Bu grupların korunmasız, savunmasız hissetmelerine yol açarak medyada kullanılan ayrımcı bir dil ile tehlike arz edebilmektedir. Medya yetkililerinin konu başlıkları, manşetler, sayfa düzeni oluştururken, ırkçılığa, ayrımcılığa izin vermeden altyapının oluşturulması gerekmektedir. Medya çalışanlarının ayrımcılık, milliyetçilik, nefret suçları ve nefret söylemleri gibi konularda bilgilendirilmesi konusunda titizlik gösterilmesi öngörülmektedir. (Vakfı, Hrant Dink Vakfı, 2009)

Sadece başlık okuyan okuyucular göz önünde bulundurulduğunda gazeteci, başkalarının ifadelerini aktarırken toplumun geneli tarafından kabul gören, onaylanan ifadelermiş gibi bir algı yaratmadan, tırnak içinde göstererek, sorumluluğunun bilincinde olması gerekmektedir.

Yorumlar
Henüz Yazıya Yorum Yapılmamış. İstersen İlk Yorumu Sen Yapabilirsin.
Yorum Yaz
SUZAN YİĞİT ALPASLAN
Merhaba, ben SUZAN YİĞİT ALPASLAN

Yazımı beğendiyseniz ne mutlu, sosyal medyada paylaşarak dergimize katkı sağlarsanız çok memnun oluruz.

Son Yazıları
Kategoriler
Sosyoloji Gündeminden Anında Haberdar olun.

Bültenimize Üye Olarak yayınlardan ilk siz haberdar olabilirsiniz