Judith Butler’ın “Cinsiyet Belası” Kitabı Ekseninde “Temsil Öznesi Olarak Kadın”

   Feminist kuram kadınların siyasi olarak görünürlüklerini sağlamayı amaçlar. Kadınların yaşamlarının ve haklarının yanlış temsil edildiği, hatta birçok zaman hiç temsil edilmediği bu ortamda kulağa bu gayet değerli gelebilir. Feminist kuramda kadınların, erkekler karşısında eşit haklara sahip olması, cinsiyet temelli ayrımcılıkların son bulması fikirlerine paralel ve günümüz de dahil hep bu doğrultuda ilerleyen fikirler bütünü ortaya atılmaktadır. Fakat öncelikle eleştirilmesi gereken, ele alınması gereken konu bu olmamalıdır. Cinsiyet kategorileri iktidar diye tabir edilen güç tarafından sonradan inşa edilen bir şeydir. Bu durumda ‘‘kadınlık’’ sonradan oluşturulmuş bir kategori ve aynı zamanda bir sınıftır. Erillik ve dişilliği iki ayrı kategori olarak sabitlemiş bu iktidar anlayışı, eleştirilmesi ve çözümlenilmesi gereken konularda öncelikli olarak bulunmalıdır. Çünkü cinsiyet kendisi bile sabit bir şey değildir (Butler, 2019: 44-45).

    Söylemsel olarak oluşturulan kadın kategorisini yok saymak yerine toplumsal cinsiyet ve aynı doğrultudaki ifadeleri idealleştirerek zaman zaman bu karşı çıkılan kategoriler, savunulan düşünceye ters olarak görülse bile kabul edilmiş olunuyor. Feminist görüşe paralel düşünen bireylerin tamamı kadınları ve kadın haklarını savunuyor. Bu görüş de bir bakıma kadın kategorisini meşru görmüş oluyor. ‘‘Siyasi ve dilsel temsil alanları, özneleri oluşturup biçimlendiren kriteri baştan belirliyor; bunun sonucunda temsil yalnızca özne olarak tanınabilene bahşediliyor.’’ (Butler, 2019: 44) Bu kadın hakları diye tabir edilen hakların savunulması normal, hatta birçok kişi için fazlasıyla olumlu bile geliyor olabilir. Bu normatif heteroseksüellik durumunda toplumsal cinsiyeti, belirli bir kalıp ve düzene sokma gayesi genellikle heteroseksüelliği de koruma altına almaya sebebiyet verir. Feminizmin öznesi olarak temsil edilen kadın, feminizmin bu yanlış yaklaşımı ile olumsuz bir durumu yenme çabasındayken bir yandan diğer bir yanlışı farkına varmadan kabul etmiş olur. Savunduğu kadın öznesi başka bir söylemsel kategoriye teslimiyeti ortaya koymaktadır. Öncelikle kadın kategorisi ortadan kaldırılmalı. ‘‘Temsil ancak kadınlar öznesi hiçbir şekilde varsayılmadığında feminizm için anlamlı bir şey haline gelecektir.’’ (Butler, 2019: 50)

   Kadın kategorisinin kabulü, beraberinde feminizmin, asıl savunması ve cephe alması gereken konulara karşı çelişkili yaklaşmasına sebep oluyor. İki kutup olarak ortaya çıkan kadın ve erkek kategorileri ile birlikte kimi cinsel pratikler ‘‘Kadın ve erkek nedir?’’ sorusunu uyandırıyor. Bu kategoriler ile ortaya çıkan heteroseksüel ikiliğin, lezbiyen ve geylerin ebeveynliklerinde de fazlasıyla etkili olduğu görülebiliyor. Bu etkiler sonucunda ortaya çıkan örneklerden en bariz olarak görülenlerden biri de lezbiyenlerin ebeveynlik hayatlarında, butch lezbiyen olanlar ‘‘baba’’ diğerleri ise ‘‘anne’’ kimliğini üstleniyor. Eşcinsel bireylere bile bakıldığında, kabul gören kadın ve erkek kategorilerinin, kimliklerin oluşumunda etkisi açık bir şekilde ortaya çıkıyor.

    Klasik feminizm, iktidar tarafından söylemsel olarak oluşturulan bir kategori olan kadını bir hedef tahtasından alıp başka bir hedef tahtasının ortasına koymuş oluyor. Eril ve dişil olarak oluşan kutuplaşmayı öncelikli olarak kabullenerek, her ne kadar karşı çıkmaya çalıştığı bir tahakküm olsa da yine buna benzer tahakküm biçimlerini ortaya çıkarmış oluyor. Bu konuda harekete geçmeden önce kadınlık kategorisinin nasıl üretildiği kapsamlı olarak anlaşılmalı. Bunu yapmadan harekete geçmek hatalı olacaktır. Klasik feminist hareket, kadınlık kategorisinin tarihsellik ile üretilmiş ve şekillendirilmiş olduğunu söyler. Kadınları feminizmin öznesi olarak temsil eden dil ve politikanın hukuki oluşumu, bizatihi belirli bir temsiliyet politikasının söylemsel ürünü ve sonucudur. Yani feminist özne kurtuluşunu kolaylaştıracağı düşünülen siyasi sistemin kendisi tarafından söylemsel olarak kurulmuştur. Temsil sadece bir özne olarak kadınlar kategorisinin varlığının reddedilmesiyle mümkündür (Butler, 2019: 48-50).

KAYNAKÇA

Butler, J. (2019). Cinsiyet Belası Feminizm ve Kimliğin Altüst Edilmesi, çev. Başak Ertür. İstanbul: Metis Yayınları

Yorumlar
Henüz Yazıya Yorum Yapılmamış. İstersen İlk Yorumu Sen Yapabilirsin.
Yorum Yaz
MERİH ÜSTÜNOL
Merhaba, ben MERİH ÜSTÜNOL

Yazımı beğendiyseniz ne mutlu, sosyal medyada paylaşarak dergimize katkı sağlarsanız çok memnun oluruz.

Kategoriler
Sosyoloji Gündeminden Anında Haberdar olun.

Bültenimize Üye Olarak yayınlardan ilk siz haberdar olabilirsiniz