İstemeden Göçmek İstemeden Uçmak Gibidir

       Plansız göçmek yada uçmak... Bu sosyal çözülme nasıl tanımlanırsa;

yersizlik, yurtsuzluk sonrasında yurt arayışı, ya da tam tanımı ile ırkı, dili, dini ve milliyeti belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri nedeniyle zulüm göreceği konusunda, haklı korkular taşıyan, bu yüzden ülkesinden ayrılan, geri dönmeyen veya dönemeyen kişiler...

        Mülteciler... Avrupa İnsan Hakları Söleşmesi'nin mültecilerin hukuki sözleşmeleri tanımına göre bu şekilde tanımlanmaktadırlar. Aslında, eskilerin tabiri ile 'sudan çıkmış balığa dönmek' ülkesiz kalmak, havasız kalmaya benzer bir anlamda. Ait olduğunuz ne varsa, bunun dışına çıkmaktır mülteci olmak. Mesela kendi ülkenizde bir sosyal statünüz varsa, onları geride bırakıp, başka bir ülkede “hiç” gibi görülmek, sıfırlanmak... İnsana, kader payından ne düşerse onu beklemek... İnsanların insafına göre mesleğiniz kabul görür veyahut da görmez. sonucu beklemek...Yeniden başka bir ülkenin kültürü ile kültürlenirsiniz. Bu bambaşka bir dünya ise sizin için; değerler zihninizde oturmayıp çatışmalar yaşıyor olarak bulabilirsiniz kendinizi...

       Aynı ülkede iki farklı bölgede bile toplumsal anlayış açısından farklar varken; bu durum ne kadar da vahim, doğrusunu söylemek gerekirse. Peki ya ülkenin asıl mensupları tarafından ayrımcılığa tabi tutulmak... Size tepeden bakanlar, ikinci veya üçüncü sınıf farkı açısından görülmek! Bunlar olurken faraza merhametli eller dokunuyor olabilir yüreğinize, hayatınıza, ihtiyaçlarınıza kendi paylarından hisseleri size sunulabilirler. Asabiyetten arınmış, herkese aynı mesafeden bakan insan kardeşliği ve dünyalık aidiyeti ile perspektifini genişletmiş insanlar tarafından kabul görülmek, bir nebze yaşanılan acılara merhem olabilir. İnsanı kamildir o; merhametle muamele etmelidir insana anlayışıyla, kendisini donatmış ensar olmak (yardımcı) şuuruyla şuurlanmış olanlar rast gelir kimi zaman da karşınıza... Onlara rast geldiyseniz; bahtınız, yolunuz açılır, yaralarınız çabuk sarılır...Anadolu insanının binlerce yıllık nesilden nesle aktarılan misafirperverliği ve ensar olma vasfı ile vasıflanmış insanlarla bereketlenir hayatlarınız. O insanlar hem kendi hayatlarındaki  farkındalıklarını yükseltirler, hem de mültecilerin gönüllerini ferahlatırlar.

     İnsan eşrefi mahlukattır derdi babam' dizeleri can bulur gönüllerde yeniden belki de...Yaşanılacak olasılıklar üzerinde yapılan örneklerin yanında, yerli halk ve göçmen kesim ile yaşanan ufak tefek tatsızlıklar elbette olası insan manzaralarıdır. Önemli olan şefkatli ellerin üstünlüğü ile ihtiyaçların giderilmesi, yaraların sarılmasıdır.

Sağlıktan eğitime tüm sosyal alanda etken varlık olan insanın 1967 Mültecilerin Hukuki Sözleşmesi Protokolü’ne göre asgari ihtiyaçları doğrultusunda faydalanmalarını sağlamak, evrensel insanlık ödevlerimizdendir. Bu doğrultuda en az tahribat ve gönül hoşluğu içerisinde misafir edilmeleri önemlidir.

Kendi kişisel ödevlerimiz ve mülteci olmak empatisi doğrultusunda vatanımızın kıymetini bilmek, onu en müreffeh ve yaşanılabilir ülke konumuna yükseltmek için gösterilmesi gereken gayret ve çabalarımız doğrultusunda yaşayabilmek...

 

         ''Bizi vatansız, havasız, bir de sensiz bırakma Allah'ım...” dizeleri hassasiyetiyle davranarak bu doğrultuda insani erdemlerin kainatta barışın hakim olması adına, gereken derslerin alınmış olması gayret ve temennisi ile...

Zamansız!
Şule Aydın Bayır
Yorumlar
Henüz Yazıya Yorum Yapılmamış. İstersen İlk Yorumu Sen Yapabilirsin.
Yorum Yaz
Sosyolog Merve Çiftçi
Merhaba, ben Sosyolog Merve Çiftçi

Yazımı beğendiyseniz ne mutlu, sosyal medyada paylaşarak dergimize katkı sağlarsanız çok memnun oluruz.

Son Yazıları
Kategoriler
Sosyoloji Gündeminden Anında Haberdar olun.

Bültenimize Üye Olarak yayınlardan ilk siz haberdar olabilirsiniz