İNSAN, APARTMANLAR VE TOPLUM OLMAK

Biliyorsunuz ki son yıllarda toplumsal dayanışmaya gerçek anlamda ihtiyacı olan bir gezegen haline geldik. 18. Yy. da Avrupa’nın öncülük ettiği endüstri devrimi ile fabrikalar kurulmaya başladı. Fabrikalardan dolayı o zamana dek olmayan bir sınıf, işçi sınıfı ortaya çıktı. Bu durum daha çok işçinin kalabileceği yerler temin etme gereksinimi, bu gereksinim ise bugün apartman diye tanımladığımız yapıları; işçi lojmanlarını ortaya çıkardı. Bu çok katlı binaları kent mimari yapısı olarak insanlığa kazandıran Ernest Burges, sanmıyorum ki geliştirdiği bu yapıların zamanla insanoğlunu yalnızlaştırarak, ıssız mezarlıklar haline gelebileceğini tahmin etmiş olsun. Bugün maalesef tüm insanlığı sarmış olan kaos ortamı, bireycilik her nasılsa doğru algılanamadığından, her birey seferi bir yalnız haline geldi. Kalabalıklaşan bir dünya toplumunda bireysel ıssızlığın azalması, toplumsal dayanışmanın daha sağlam zeminlere oturması gerekirken, tam zıddı bir hal almış durumda. Buna sebep olan etkenlere az çok hem tanık olurken, hem de maalesef bahsettiğimiz bu sistemin bir parçası olmuş durumdayız. Tam da bu noktada köklerimizden de beslenerek bu toplumsal uzlaşı, farkındalık ve sosyal varoluş, kendini yeniden fark etmek bilincine daha kalıcı bir katkı sağlamak her dünya vatandaşının yegâne görevidir. Yazımın girişinde apartmanlardan bahsettim çünkü yapılan bir araştırmaya göre uzun zamandır modern kent dendiğinde akla gelen yapılar olan apartmanlar, günümüz insanlarının yalnızlaşmasının ve ıssızlaşmasının temel sebebiymiş. Apartmanlar, kalabalık gibi görünen ıssız binalar. İnsanların neden mutsuz olduğunu hiç düşündünüz mü? Neden selamı sabahı kestiğimizi birbirimizden, hiç düşündünüz mü? Bireyselleşme denen kavram, neredeyse hepimizi; her şeye “Bana ne?” diyen insanlar haline getirdi. İçimizdeki yalnızlık, bizi dahi aşarak öylesine büyüdü ki, bir zaman sonra hiçbir yere ait olamamaya, her yerde emanet, her emanette gurbet olmaya başladık. Zira biz insanların genetiğinde vardır bir yere ait olma gereksinimi, gereksinim diyorum çünkü bu dediğim kavramı ilk doğduğumuz anda bir aileye, bir zümreye, bir inanca, bir millete, bir devlete ait olarak gözümüzü açtığımızdan gereklilik ya da gereksinim haline gelir. Evlenmek, çocuk sahibi olmak vs. hepsi, bu bir yere ait olmak temelinde ortaya çıkar. Zira bir yere ait olmak toplumsal statü anlamına gelir. Can çekişen toplumsal dayanışmayı yeniden diriltmek için öncelikle, tekrar bir yere ait olmayı hatırlamamız ya da öğrenmemiz gerekiyor. Bir kişiye, bir yere, bir inanca; ki yapılan tüm araştırmalardan sonra ikna olunamadığından, varılmış bir inançsızlık dahi olsa bu inanç. Bir kente, bir sokağa, bir aileye, tecrübelerle kazanılmış gerçek bir dosta, bir toprağa ait olmayı tekrar keşfetmemiz gerekiyor. Zahmetin şefkatli – meşakkatli kollarında bunların hepsiyle yeniden donatmamız gerekiyor kendimizi. Ben, toplum olmanın ne tür zahmetlerden geçtiğini, çocukluğumun üniversitesi olan, kıtlık ve savaş görmüş sevgili anneannemden öğrendim. Gözlerindeki inancı bugün hala aklımın gizli defterinde saklarım. Sahip olduğumu paylaşmayı ondan öğrendim, zor durumda olana sahip çıkmak gerektiğini, söz konusunu olan değerlerinse tüm zorluklar rağmen dimdik durmak gerektiğini. Okuma yazması olmayan, Anadolu’nun bilge kızlarından biriydi O. Ve bugün kaybetmeye yüz tuttuğumuz toplum olma bilincini en azından bizim ülkemizde inşa eden mucize nesildendi. Toplum olmak için, feda kültürünü, birbirimiz için zahmet yemeyi, “Bana ne” dememeyi, değerlere sahip olmayı ve onlara sahip çıkmayı, “Biz” olmanın her şeyin başı olduğunu yeniden hatırlamamız gerekiyor. Dünkü, her şeye rağmen mutlu olmasını bilen toplumun mimarı da insandı, bugünkü her şeyi olduğu halde mutlu olmayı beceremeyen topluluğun mimarı da insan. Mucizesi de, felaketi de kendidir insanın… Yoksa ne apartmanların suçu var bu toplumsal ıssızlıkta ne de Burges’,in; her şeyin sebebi de kaynağı da insanın bizzat kendisi. Hadi bakalım hep birlikte yeniden ayağa kalkmaya…

Yorumlar
Henüz Yazıya Yorum Yapılmamış. İstersen İlk Yorumu Sen Yapabilirsin.
Yorum Yaz
MEHMET ALİ SEYYİDOĞLU
Merhaba, ben MEHMET ALİ SEYYİDOĞLU

Yazımı beğendiyseniz ne mutlu, sosyal medyada paylaşarak dergimize katkı sağlarsanız çok memnun oluruz.

Son Yazıları
Kategoriler
Sosyoloji Gündeminden Anında Haberdar olun.

Bültenimize Üye Olarak yayınlardan ilk siz haberdar olabilirsiniz