GÜNÜMÜZ İNSANI ÖZGÜR MÜDÜR?

  • Yusuf Polat Yazdı
  • 1 ay önce Yayımlandı
  • 117 Kez Okundu

İlk bakışta bu sorunun cevabı evettir. Zira her anlamdaki gelişmeler ve ilerleyen teknoloji, insanı daha özgür hissettirebilir veya gösterebilir. Ekonomik gelişmişlik her ne kadar dünyanın her yerinde aynı değilse de dışarıdan bakıldığında insanı daha çok özgürleştirdiği fikrini uyandırır. Keza teknolojik gelişmişlik için de bu söylenebilir. Bugün kitle iletişim araçları, internet ve sosyal medya özgürlüğün lokomotifi olarak görülebilir. Zira teknolojik gelişmişlik sayesinde birçok bilgiye anında ulaşabilen insan, yaşamında devrim yaratan icatlardan anında haberdar olabiliyor.

Ekonomik gelişmişlik ve ileri teknoloji, modernleşmeyi de beraberinde getirmektedir. Ancak modernleşme arttıkça ihtiyaçlar da artmakta hem de farklılaşmaktadır. Farklılaşan ve artan ihtiyaçlar başka durumların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. İnsanı daha çok çalışmaya, daha çok emek harcamaya, daha fazla kazanç sağlamaya zorluyor. İşte tam bu noktadan bakıldığında farklılaşan ihtiyaçlar ve bu ihtiyaçların karşılanması için insan kendinden ödünler veriyor. Kendine zaman ayıramıyor çünkü daha çok iş hayatına yönelmesi gerekiyor. Aksi halde ekonomik anlamda geride kalmış olacaktır. Dolayısıyla buradan hareketle ekonomik gelişmişlik ve ilerleyen teknolojiye bağlı artan modernleşme, insanın özgürleşmesinden çok, insanı esaret altına aldığını görmekteyiz. Özellikle ekonomik anlamda ilerleyen insanlar sürekli sermayelerini artırma yoluna gitmekteler. Zamanlarının çoğunu bu sermayelerini artırmak için harcamaktalar. Kendilerine, ailelerine ayıracak zamanları bile yoktur artık. Zira günümüzün ekonomik sistemi bunu gerektiriyor. Dolayısıyla özgürlükleri de yoktur. Keza teknolojik gelişmeler de öyledir. Özellikle son zamanlarda baş döndüren teknolojik gelişmeler yaşanıyor. Bununla birlikte toplumda müthiş bir teknoloji bağımlılığı oluşmuş. Belki uyuşturucu maddelerin yapamadığını bugün teknolojik aletler yapmaktadır. İnsan adeta robota dönüşmüştür. Teknoloji bir taraftan hayatı kolaylaştırırken diğer taraftan hayatı esir almıştır. Çocuklarda, gençlerde müthiş bir bozulmaya sebep olmuş artık düşünmeyen, sorumluluktan kaçan, aile bağları zayıflamış bir nesil karşımıza çıkmaktadır. Daha çok tüketen, gözü doymayan, hiçbir şeyden memnun olmayan, okumayan,  sorumluluk bilinci olmayan, bir nesil oluşmuş/oluşmaktadır. Dolayısıyla sürekli ekonomiyi düşünen ve teknolojik anlamda bağımlı hale getirilmiş insanın, özgürlüğünden söz etmek veya özgür olduğunu söylemek mümkün değildir.

Bir de ideolojiler var. Çoğu ideoloji de düşünen insan istemez. Mutlak itaati şart koşarlar. Kendilerine inanmış insanlara sadece sayısal yığınlar olarak bakarlar. Ne kadar oy aldıklarına, ne kadar üyeye sahip olduklarına, sahip oldukları militan sayısına vb. bakarlar. Kendilerini eleştiren, çelişkilerini ortaya koyan insanları istemezler. Dolayısıyla bugünkü dünya düzeninde bu üç etken –ekonomi, teknoloji, ideoloji- insanın özgürlüğüne karşı dolaylı yoldan en büyük engeller olarak karşımıza çıkmaktadır. Ekonomik ve teknolojik gelişmeler ile ideolojilerin tamamen yanlışlığını kastetmiyorum. Elbette bunlar olmadan da olmaz. Bunların insanın özgürlüğünün kısıtlayıcı taraflarını da görmemiz gerektiğine inanıyorum. Örneğin ekonomi konusunda insana sadece üretim ve tüketim aracı olarak bakılıyorsa bu bakış açısı insanı alçaltıp ekonomiyi yükseltmek anlamına geliyor. Teknoloji insanın hayatını kolaylaştırma yerine sadece bağımlı hale getirip düşünmekten, okumaktan, üretmekten alıkoyuyorsa burada insana olan faydaları ile beraber büyük zararlar verdiğini de görmemiz lazım. İdeolojiler de bir amaç için ortaya çıkıyor sonra insanı mutlak itaat etmesi gereken nesne olarak görüyorlar ve zamanla deforme olup insana zararlı hale gelebiliyor. Bu üç etken insanın iradesini çoğu zaman sömürerek kendilerini var etmeye, devam ettirmeye çalışmakta ve insan iradesini ipotek altında tutmaktadırlar. Hedeflerini gerçekleştirmek için her yolu mübah görmektedirler. Dış görünüşte hepsi de insan için olmasına rağmen iç görünüşte ise insanı kobay olarak kullandıklarını rahatlıkla görebiliriz.     

Aslına bakılırsa egemen güçler veya kapitalist sistem tam da böyle bir şey istiyor. Düşünen, sorgulayan insan istemezler. Zira düşünenler ve sorgulayanlar bu sistemlerin tekerine çomak sokarlar. Bundan dolayı insanı öyle bir hale getirmeliler ki düzenlerine engel olmasın. İnsanlar farklılaşan ihtiyaçlarını karşılamak için çok çalışsınlar ki kendisiyle ilgilenecek, düşünecek, okuyacak vakti kalmasın. Hep muhtaç olarak kalsınlar. Bugün maalesef gerek birey bazında gerek toplum bazında insanların çoğunun düşünecek takatleri bile kalmamış.

Dolayısıyla burada şu kanaate varabiliriz. Daha önceki zamanlarda savaş veya işgallerden kaynaklı esaret somut bir şekilde belli oluyordu. Günümüzde ise tüm gelişmişlikler, kısmen insana özgürlük getirmiş olmakla beraber büyük oranda ve çaktırmadan insanın özgürlüğünü kısıtlamış, insanı esaret altına almış ancak acı olanı ise insanın bunun farkında olmayışıdır. 

Yorumlar
Henüz Yazıya Yorum Yapılmamış. İstersen İlk Yorumu Sen Yapabilirsin.
Yorum Yaz
Yusuf Polat
Merhaba, ben Yusuf Polat

Yazımı beğendiyseniz ne mutlu, sosyal medyada paylaşarak dergimize katkı sağlarsanız çok memnun oluruz.

Kategoriler
Sosyoloji Gündeminden Anında Haberdar olun.

Bültenimize Üye Olarak yayınlardan ilk siz haberdar olabilirsiniz