EVLİLİK Mİ, EVCİLİK Mİ?

  • SADIK  UZUN Yazdı
  • 1 ay önce Yayımlandı
  • 118 Kez Okundu

      Çocukluk, hepimizin derin bir iç çekiş ile hatırlayacağı çok özel bir dönemdir. O yeni tomurcuklanmış eller, daha kalem tutmayı öğrenmeden oyuncak tutmayı öğrenmişti. Oğlan çocukları daha çok fiziksel üstünlüklerini ortaya koyacak oyunları tercih ederken; kızlar; dünya için gerekli düzen ve intizam öngörülerini ortaya koyacak oyunları tercih ederdi. Bu oyunlar, şu an ki olduğumuz kişi olmamızın mihenk taşlarıydı. Çocuktuk o zamanlar. Çocuğun mesleği “çocukluk”; görevi ise “oyundur” derler, hepimiz de oyuncuyduk. Sonra biz de büyüdük. Oyun oynadığımız o dar sokakların yerini arabalar işgal etti. Oyuncaklarımızın yerini zamanı harcayabilmek için edindiğimiz alışkanlıklar aldı. Gezdik, tozduk, eğlendik (!) Ama şimdi; eskisinden de daha iyi oynamayı öğrendik. Gülermiş gibi yapmayı, bilirmiş gibi davranmayı, severmiş gibi görünmeyi öğrendik.

          Gün geldi, bütün ilişkilerle birlikte insan ilişkileri de zamana meydan okuyamadı. Arkadaşlık, ortaklık, dostluk, hatta ve hatta evlilik anlayışı bile değişime ayak uydurdu. Şimdi daha resmi yaşıyoruz her şeyi. Dışarıda biraz daha özgür; evde hapis hayatı… İnsanlar arasında, eşyaya duyulan özlem kadar bile bir özlem kalmadı. Ama sevgi sözcükleri halen diz boyu, hala riyakâr! Dışarıda ise, büyük adam olmanın getirdiği bir hava var. Ekonomik özgürlüğünü sağlamış insanların seremonik –törensel- yaşantısı sürüp gidiyor. Evler mi? Onlar, daha içler acısı! Geçmişten gelen, bir evcilik oyunu oynanıyor. Bu oyun eskiden daha masum oynanıyordu. Mesela evcilik oynarken, eskiden insanlar hiç ağlamıyordu. Küsmek yoktu, herhangi bir sebepten evi terk etmek yoktu. Şimdi ise şiddetli bir geçimsizlik hali çökmüş çoğu yuvaların üstüne!

        Günümüz insanının kalbinden önce gözleri konuşuyor. Gördüğü ile amel etmeyi, yargıda bulunmayı seviyor. Ciddiyetimizden ödün vermeden şüphe ederek, kalp kırarak, hesap sorarak geçiriyor hayatı. Büyüdük ya artık; büyük işler başarmalı, tabi ki büyük sözler konuşmalıyız. Evlenmeliyiz, yuva kurmalıyız. Başkasının hayatında da hüküm sürmeli bu büyük ve yegâne suretimiz. Kadın olmuş, erkek olmuş bu hiç farketmiyor. İnsan bir şekilde, bu hayatta büyüdüğünün ispatını ortaya koymakla uğraşıyor. Yaşamak ve nefes almak ise işin sadece esprisi!

        Çocukluk güzel şeydi. Masum yalanlar, gerçek kahramanlıklar vardı. Hayatın tozuna bulanmış günümüzün yaşantısına inat; sokağın tozu sadece elbiselerimize bulaşırdı. O da yıkayınca geçerdi. Üstümüze doğan güneş sadece bedenimizi ısıtmaz; ta yüreğimize işlerdi. Yaz kış fark etmez; “ateş soluyarak” oyunlar oynardık. Yorulmak nedir, darılmak nedir bilmezdik! Her sabah, yeni bir umuda uyanır; her ilişkiye daha taze başlardık. Sevdiğimizi daha çok sever, sevmediklerimizi sevmeye çalışırdık. Yani eskiden, insanları daha fazla anlamaya ve anlamlandırmaya çalışırdık o küçücük kafamızla. Şimdi hiçbir şey eskisi gibi değil..!

           Geçmişte hayal ettiğimiz şeyleri elde etmek için, giriştiğimiz hayatın kulvarlarında; kişiliğimiz durmadan örselendi. Bildiğimiz oyunların sahiciliği belki de bize fazla geldi. Bundan da, en çok evlilikler etkilendi. Çiftler, birey olarak sahip oldukları haklarını, sorumluluklarının izin verdiği ölçüde kullanabildiler. Bu da; evcilik oyununun öğrettiklerinden daha farklı bir durum ortaya çıkardı. Evcilik oyununda; kimin anne, kimin baba ve kimin çocuk olacağı dışında hiçbir şeyin tartışması olmazdı. Şimdi ise; zamanın evcilik oyunları, sadece evliliğe dönüşmekle kalmamış; birçok evlilik, günümüzün acımasız dünyasında, içinden çıkılmaz bir esarete ve yoksunluğa da dönüşmüş durumda! Belki de şu soruyu kendimize sorduğumuzda her şey çözüme kavuşacak; acaba bizim ilişki olarak ortaya koyduğumuz şey, evlilik mi, evcilik mi?

Yorumlar
Henüz Yazıya Yorum Yapılmamış. İstersen İlk Yorumu Sen Yapabilirsin.
Yorum Yaz
SADIK  UZUN
Merhaba, ben SADIK  UZUN

Yazımı beğendiyseniz ne mutlu, sosyal medyada paylaşarak dergimize katkı sağlarsanız çok memnun oluruz.

Kategoriler
Sosyoloji Gündeminden Anında Haberdar olun.

Bültenimize Üye Olarak yayınlardan ilk siz haberdar olabilirsiniz