ENGELİ OLMAYAN BİR TEK YÜREĞİMDİ

 

  

Toplumun dezavantajlı gruplarından biri olan ‘engelliler’ son yıllara kadar pasif, yardıma muhtaç yaşamakta zorunda kalan hasta, bakıma ihtiyaç duyan kimseler olarak görülmektedir. Günümüzde teknolojinin gelişimi engellilerin, toplumdaki iş, eğitim, kültür ve spor vb. gibi alanda kendine yer edinmiştir. Uluslararası ve hukuki anlamda da engellilere sağlanan yardımlar, teşvikler ve toplumda kabul görme gibi farkındalık çalışmaları kendine yer edinmiştir. Her ne kadar gelişme sağlansa da engellilere yönelik çalışmaların yetersiz olduğunu görmekteyiz. Çoğu engelli bireyler evlerinden zorlanarak çıkmakta, çıktıklarında ise toplumda engelli olmayanların ayrımcılığına uğramaları onların refah düzeyine ulaşmalarını kısıtlamaktadır. Toplumda yaşama hakkının engelli-engelsiz ayırt etmeksizin eşit imkânlar doğrultusunda sahip olunması gerekir.

     Geçmişten günümüze kadar engelli insanlara küçümseyici gözlerle bakılmakta onlara bazı kalıplaşmış olan ifadeleri sakat, çürük, özürlü gibi ifadeler kullanılmaktadır. Ancak engellilerin bu ifadelerden rahatsızlık duymaları sebebiyle yasal düzenleme ile kaldırılmıştır. 5378 sayılı yasada bulunan ‘özürlü’ ve ‘özürlülük’ kavramları 25.04.2013 tarih ve 6462 sayılı kanun ile değiştirilerek ‘engelli’ veya ‘engellilik’ şeklinde değiştirilmiştir.

     Toplumda belki de en çok zorluk yaşayan engelli çocuklardır. Okulda, parkta, sokakta, aile içinde, insanların duyarsız olmasından bahsetmek mümkündür. Dışarı çıktıklarında insanların garip bakışları altında onları ve en çok da ailelerini etkilemekte bu durum. Hem çocukların hem ailelerin sosyal hayatlarını doğru düzgün yaşamasını derinden etkiliyor. Ailesi yanında olmayıp yaşam savaşı veren engelli çocuklarımızın; toplumda ihtiyaçları olduklarında, kendilerinde olan özgüvenlerini kırdıkları için bu durumdan çok kötü ve çok zorluk çektikleri hislerini yaşıyorlar.

    Devletin engelliler için çözebileceği olaylar vardır.  Mesela bazı kurumların hastanedeki öncelik, üst geçit asansörleri, yürüme yolundaki sarı bant, ATM’lerin sesli ve kabartma alfabesi gibi birçok olanak sağlanmaya çalışılmaktadır. Fakat, her kesim engellilerin kamu kurum ve kuruluşlarında yardım alabilecek, ihtiyaçlarını karşılayabilecek alanında eğitimli, uzman kişilerin bu gibi yerlerde danışman olarak bulunulması gerekmektedir.

     Toplumun anlayışsız olmasını kimse çözemez devlet dahi çözemez. Toplumun anlayışlı, hoşgörülü ve empati duygusunu yaşayarak daha duyarlı olmalarını, başkalarıyla yaptıkları psikolojik baskıya son vererek davranmalıdırlar. Engellilere yardım etmeyi amaçladığımızda formaliteden değil gerçekten onları düşünerek yardım etmeliyiz.

     Şairin dediği gibi, “Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey.” Sizler de sevin, sevin ki mutluluğu tatsınlar.

Engelsiz bir dünyada yaşamaya onlara da yer açalım.

 

KAYNAKÇA:

Dr. Öğr. üyesi   Emel İŞTAR IŞIKLI

2018 ANKARA SONÇAĞ Matbaacılık

Özcan TOPYÜREK, Gürsoy EROL, Naim İLKAY

Türk Kültür ve Eğitim Norm Geliştirme Vakfı Başkanı

İstanbul Milletvekili

Anadolu Özel Çocuklar Eğitim Kültür Yrd.ve Dayanışma Derneği

Baskı Mayıs 2012 ANKARA KUL OĞLU Matbaacılık LTD. ŞTİ

 

 

  

Yorumlar

Henüz Yazıya Yorum Yapılmamış. İstersen İlk Yorumu Sen Yapabilirsin.
Son Yorumlar