DÜMENSİZ GEMİ

Sabahın ilk ışıklarıyla ısrarla çalan sinir bozucu alarm sesleriyle güne başladı çoğu insan... Henüz kargaların bile kahvaltı etmeyi erken buldukları saatlerde yollara düştüler... Asgari bir maaş karşılığında azami yaşayacakları ömürlerinin neredeyse dörtte üçünü kiraladılar bu çarkın içine... Yorulup dinlenmek isteseler maksimum iki hafta, dayanamıyorum çıkacağım dese ayağındaki prangalarla fazla uzağa gidemeden tekrar çarkın dişlileri arasında ezilmeye geri döndüler.Bu makus hayatın çilekeş günlerinde emeklilik umutlarıyla hayata tutunmaya çalışırken aslında bunun da kocaman bir yalandan ibaret olduğu, emeklilik hak edebilecek yaşa gelebilse bile alacağı maaşın harcadığı ömre değmediğini gördüğünde yaşayacağı hayal kırıklığı ile bir kez daha çöktü insan, çok geçmeden de aramızdan göçtü insan...

Sistemi oluşturanlar mı insan yoksa insanı oluşturan mı sistem oldu çözemiyorum. Ömrü boyunca sosyal adalet arayışı içinde olup her an bulacağına inanan ve ne hikmetse bu inancını her daim güçlü tutanlar " umut ettiğin sürece yaşarsın" mottosunu bir hayat tarzı haline getirerek yalnızca umut etmeye odaklanmış, bir şeyleri lehlerine çevirebilecek hiç bir katkıda bulunmamışlardır. Makus talih müridleri düşünmenin ve harekete geçmenin dayanılmaz gücü karşısında "adam sende"ci tavırlarını sürdürmekten hiç bir zaman vazgeçmeyerek, "nasılsa birileri bizim yerimize düşünüyor" diyerek dümensiz gemilerin kaptanlığına soyunmuşlardır.Ee herkesin kendini kaptan zannettiği gemide rotayı da doğal olarak rüzgârın yönü belirler. Amaçsızca çıkılan yolculuklar, ne kadar uzun mesafe kat ederse etsin gideceği adrese varamaz. Adres betimlemesi her kişinin "kızıl elma"sı olmadığı müddetçe de önce kişi bazında, büyük resme bakıldığında ise uluslar anlamında gelişim ve ilerlemeye katkıda bulunamaz.  

İçinde yaşadığımız Dünya aslında koca bir gemi ve bizler Afrika'dan da Japonya'dan da  kafamızı kaldırıp gökyüzüne baktığımızda orada duran aynı ayı veya güneşi görürüz.Yani aynı zamanı ve mekanı paylaşan bireyler olarak adaletsiz yaşamları din afyonu yardımıyla kabullenerek kısacık ömürlerimizi sıkıntılarla geçirmeye razı olmamalı, kendi "Ütopya"mızı oluşturabilmek için var gücümüzle çalışmalıyız. 

Bu konuda bizlere rehberlik edebilecek tek şey içimizde sahip olduğumuz bilgi gücüdür.

Zaman rutin bir döngü, hayat ise değişebilen bir var oluşsal süreçtir.

O halde çok daha geç olmadan akılcı bilimin ışığında, sorgulayarak ve en önemlisi bundan dolayı da yargılanmadan güzel yarınları kurgulayabiliriz.

Güç içimizde, yalnızca biraz gayret...

Hevesle...

Yorumlar
Henüz Yazıya Yorum Yapılmamış. İstersen İlk Yorumu Sen Yapabilirsin.
Yorum Yaz
Arzu Akpınar
Merhaba, ben Arzu Akpınar

Yazımı beğendiyseniz ne mutlu, sosyal medyada paylaşarak dergimize katkı sağlarsanız çok memnun oluruz.

Son Yazıları
Kategoriler
Sosyoloji Gündeminden Anında Haberdar olun.

Bültenimize Üye Olarak yayınlardan ilk siz haberdar olabilirsiniz