BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ve MÜLTECİLİK

BMMYK (Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği), 2. Dünya Savaşı’ndan sonra evlerinden kaçan ya da evlerini kaybeden Avrupalılara yardım etmek amacıyla 1950’de kurulmuş Avrupa kökenli bir kuruluştur. 1951 yılında imzalanan sözleşmenin 1967 Protokolü’ne taraf olan devletlere; mülteci konumuna düşen insanlara din, dil, ırk ayrımı yapmadan hizmet ve kendi sınırlarını zulüm yapmadan koruma hakkı tanımaktadır.

Ancak bu hak sadece Avrupa ülkelerinin kendi çıkar ve menfaatlerine hizmet etmeye devam etmekte. Nitekim Suriye’de 2011 yılında bir iç savaş başlamış ve ülkesinden kaçan insanlar yoğunlukla ve mecburi olarak Türkiye’ye gelmiştir. Türkiye’yi kalmaktan çok bir transit geçiş olarak kullanmaya çalışan savaş mağdurları,  Yunanistan sınırlarına gittiği vakit türlü işkencelere maruz kalmış ve geçiş yapmamaları için türlü eziyetler çekmişlerdir. BM ise Yunanistan’da ki bu dramın çözüme kavuşması için Yunanistan’ı desteklemiş (!); Türkiye’ye 6 milyar euroluk bir yardımda bulunacağını kaydetmiştir. Yunanistan sınırında bu insanlık dramı son bulmadan ve araya pandeminin girip mültecilerin sesinin duyulmamaya başlamasıyla yeni bir olay olan Afganistan’dan mülteci göçü patlak vermiştir.

Suriyeli mültecilere Yunanistan sınırında yapmadığı işkence kalmayan Yunanistan bu defa da, Afgan göçmenlerin kendi ülkelerine ve Avrupa’ya göç etmemesi için Türkiye’den önce davranarak 40 kilometrelik bir duvar yapmıştır. Göç yığınına maruz kalmamak için olacak ki BBC’nin yaptığı bir habere göre Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis “Avrupa'ya yeni göçmen akını olmaması için AB'nin Afganistan'a yakın ülkeleri desteklemesi önemlidir.” şeklinde çağrıda bulunmuştur.

Gerek AB gerek BM ve diğer küresel insani hizmet kuruluşları, kuruluş amaçlarıyla insana hizmeti amaç edinmiş olsa da ilerleyen on yıllarda görüyoruz ki insani problemlerde herhangi bir azalış gerçekleşmemiş; aksine problemler tek bir bölgeyi etkiliyorken daha da küresel hale gelmeye başlamıştır. Bu sorunların ortasında çoğunlukla Asya, Afrika ve Ortadoğu ülkeleri bulunmakta; Türkiye de bu hengâmenin arasına jeopolitik vasfından dolayı dahil olmaya devam etmekte. Bu nedenle insani hizmet amaçlı kurulan kuruluşların sorunların azalması için çözüm üretip, uygulamaya koyması gerekmekte aksi takdirde çözümlerin yetersiz kalacağını ve sorunların küresel boyutta önüne geçilmesi imkansız olayların meydana gelmesine zemin hazırlayacağını görmekteyiz. Sorunların küresel insani kuruluşlara (?) öncülük eden Avrupa ülkelerinin de kuyusunu kazacağı aşikârdır.

KAYNAKÇA:

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-58291196

https://www.unhcr.org/tr/unhcrnin-tarihcesi

https://www.unhcr.org/cy/wp-content/uploads/sites/41/2018/05/UNHCR_Brochure_TR.pdf

Yorumlar
Henüz Yazıya Yorum Yapılmamış. İstersen İlk Yorumu Sen Yapabilirsin.
Yorum Yaz
Sosyoloji Gündeminden Anında Haberdar olun.

Bültenimize Üye Olarak yayınlardan ilk siz haberdar olabilirsiniz